Reklamlar
Sulama,sera,laboratuvar,tarım alet makine,çim
                      

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: süs bitkileri yetiştirciliği genel
Cevap SayısıCevap Sayısı: 7 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 3288 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: süs bitkileri yetiştirciliği genel  (Okunma Sayısı 3288 defa)
Kasım 12, 2007, 09:19:12 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« :»

DIŞ MEKAN SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ        

Dış mekan süs bitkileri çevre düzenlenmesinde kullanılan süs bitkileridir. Bu bitkiler; kullanıldıkları alanı güzelleştirmekten başka sosyal, kültürel, insan ve çevre sağlığı ve turizm açısından çok büyük önem taşımaktadır.
            
             5.1. Genel Durumu
             Dış mekan süs bitkilerinin bir kısmı bazı bölgelerde çok iyi yetişirken, diğer bazı bölgelerde ise gelişemeyebilir. Bu nedenle üretim yapılacak uygun bitkileri seçmek gerekir. Bölgeye uymayan türleri üretmek boşa giden emek demektir.
             Yetiştirilecek olan dış mekan bitki türlerinin seçiminde ihtiyaç en önemli unsurlardan biridir. Her bölgede çok sevilen ve kullanılan bitkiler yetiştirme tercihi olmalıdır. Arz talep durumuna göre bitki çeşidi ve miktarı belirlenmek zorundadır. Ülkemizde süs bitkileri üreticileri kendileri için önemli gördükleri bitkilere ve yetiştirme tekniklere ağırlık vererek daha başarılı olmaktadır.
 5.2. Dış Mekan Süs Bitkilerinin Gruplandırılması
             Çevre düzenlemesinde kullanılan dış mekan süs bitkileri çeşitli özelliklere göre gruplandırılmışlardır.
            
             1. Ağaç ve ağaççıklar
             a) İbreli ağaç ve ağaçcıklar
             b) Yapraklı ağaç ve ağaçcıklar
             2. Çalı formlular
             3. Sarılıcı ve tırmanıcılar
             4. Çim ve yer örtücü bitkiler
             5. Çiçekler ve otsu bitkiler
             5.2.1 Ağaç ve Ağaçcıklar
             Ağaç ve ağaççıklar ikiye ayrılır:
             1. İbreliler (iğne yapraklılar)
             2. Yapraklılar
            
             5.2.1. İbreliler
             Bu grupta yer alan ağaç ve ağaççıklar genelde herdem yeşil ve iğne yapraklı formdadırlar.
             İbreli ağaç ve ağaççıklar çevre düzenlemesinde en önemli bitkilerden biridir. Peyzaj mimarisinin temel ilkelerine uygun olarak yapılan düzenlemelerde estetik açıdan, form ve norm değerleri bakımından en önde gelen bitkilerdir.
             Tüketim ve üretimleri göz önüne alınarak belli başlı ağaçları şöyle sıralayabiliriz.
            
             Çizelge 1 : İbreli ağaç ve Ağaççıklar
             LATİNCE ADI TÜRKÇE ADI FAMİLYASI
Abies concolor Göknar Pinaceae
Abies nordmanniana Doğu Karadeniz Göknarı Pinaceae
Araucaria araucana Falkland Çamı Araucariaceae
Cedrus atlantica Atlas Sediri Pinaceae
Cedrus deodara Himalaya Sediri Pinaceae
Cedrus libani Lübnan Sediri Pinaceae
Chamaecyparis lawsoniana Yalancı Servi Cupressaceae
Cryptomeria japonica Alev Ağacı Taxodiaceae
Cupressus arizonica Greene Arizona Servisi Cupressaceae
Cupressus sempervirens Mezarlık Servisi Cupressaceae
Juniperus communis Ardıç Cupressaceae
Juniperus horizontalis Yayılıcı Ardıç Cupressaceae
Juniperus sabina Sabin Ardıcı Cupressaceae
Picea abies Ladin Pinacea
Picea glauca Mavi Ladin Pinacea
Picea orientalis Doğu Ladin Pinacea
Picea pungens Ladin Pinacea
Pinus nigra Karaçam Pinacea
Pinus pinea Sahil Çamı Pinacea
Pinus sylvestris Sarı Çam Pinacea
Pseudotsuga menziesii Duglas Pinacea
Sequoria sempervirens Sekoya Taxodiaceae
Taxus baccata Porsuk Taxaceae
Thuja occidentalis Batı Mazısı Cupressaceae
Thuja oriantalis Doğu Mazısı Cupressaceae
Tsuqa heterophylla Pinaceae
Tsuga canadensis Pinaceae

 
Abies concolor Göknar Pinaceae
Abies nordmanniana Doğu Karadeniz Göknarı Pinaceae
Araucaria araucana Falkland Çamı Araucariaceae
Cedrus atlantica Atlas Sediri Pinaceae
Cedrus deodara Himalaya Sediri Pinaceae
Cedrus libani Lübnan Sediri Pinaceae
Chamaecyparis lawsoniana Yalancı Servi Cupressaceae
Cryptomeria japonica Alev Ağacı Taxodiaceae
Cupressus arizonica Greene Arizona Servisi Cupressaceae
Cupressus sempervirens Mezarlık Servisi Cupressaceae
Juniperus communis Ardıç Cupressaceae
Juniperus horizontalis Yayılıcı Ardıç Cupressaceae
Juniperus sabina Sabin Ardıcı Cupressaceae
Picea abies Ladin Pinacea
Picea glauca Mavi Ladin Pinacea
Picea orientalis Doğu Ladin Pinacea
Picea pungens Ladin Pinacea
Pinus nigra Karaçam Pinacea
Pinus pinea Sahil Çamı Pinacea
Pinus sylvestris Sarı Çam Pinacea
Pseudotsuga menziesii Duglas Pinacea
Sequoria sempervirens Sekoya Taxodiaceae
Taxus baccata Porsuk Taxaceae
Thuja occidentalis Batı Mazısı Cupressaceae
Thuja oriantalis Doğu Mazısı Cupressaceae
Tsuqa heterophylla Pinaceae
Tsuga canadensis Pinaceae


             5.2.2. Yapraklılar:
             Yapraklı ağaç ve ağaççıklar bahçe ve park çevre düzenlemesinde, karayolları peyzajında, çeşitli çevre düzenlemelerinde, ibreliler gibi en önemli bitki türlerindendir. Gövde yapıları, yaprak şekilleri, renkleri, formları, değişik mevsimlerde oluşan çiçek, meyve ve yaprak renkleri ile istenilen renk cümbüşünü sağlayan bitkilerdir. İbrelilerle birlikte koruluk ve ormanlık alan oluşturmalarda kullanılmaları daha sağlıklıdır. Yapraklı ağaç ve ağaççıklar peyzaj planlamada ibreliler gibi temel taşlardan biridirler. Üretim ve tüketim açısından önemli bazı yapraklı ağaç ve ağaççıkları şöyle sıralayabiliriz.
             Çizelge 2: Yapraklı Ağaç ve Ağaççıklar
              LATİNCE ADI TÜRKÇE ADI FAMİLYASI
Acer campestra Akçaağaç Aceracee
Acer japonicum Japon Akçaağacı Aceracee
Acer negundo Akçaağaç Aceracee
Acer palmatum Akçaağaç Aceracee
Acer pseudoplatanus Çınar Yapraklı Akçaağaç Aceracee
Acer saccharinum L. Şeker Akçaağacı Aceracee
Aesculus carnea At Kestanesi Hippocastanaceae
Aesculus hippocastanum At Kestanesi Hippocastanaceae
Albizia julibrissin Mimoza Leguminosae
Ailanthus altissima Kokarağaç Simaroubaceae
Alnus cordata Kızılağaç Betulaceae
Arbutus onedo Kozayemiş Ericaceae
Betula pendula Huş Betulaceae
Buxus sempervicens Şimşir Buxaceae
Carpinus japonica Gürgen Carpinaceae
Carpinus betulus Gürgen Carpinaceae
Castanea sativa Kestane Fagaceae
Catalpha bignonoides Bignoniaceae
Celtis australis Çitlembik Ulmaceae
Cercis siliquastrum Erguvan Leguminosae
Cornus mas Kızılcık Cornaceae
Corylus colurna Fındık Corylaceae
Cotinus obovatus Bulut Ağacı Anacardiaceae
Crataegus monogyna Alıç Rosaceae
Eucalyptus gunnii Okaliptus Myrtceae
Faqus sylvatico Kayın Fagaceae
Fraxinus excelsiör Dişbudak Oleaceae
Gingko biloba Fosil Ağacı Gingbaceae
İlex aquifolium Çoban Püskülü Aquifoliaceae
Juglans regia Ceviz Juglaneceae
Koelreuteria paniculata Güvey Kandili Sapindaceae
Laburnum alpinum Sarı Salkım Leguminoseae
Liriodendron tulipifera Lale Ağacı Mgnoliaceae
Maclura pomifera Maklora Moraceae
Mognolia Grandiflora Manolya Magnoliaceae
Malus floribunda Süs Elması Rosaceae
Morus alba Ak Dut Moraceae
Morus nigra Karadut Moraceae
Platanus orientalis Çınar Platanaceae
Populus alba Ak Kavak Salicaceae
Populus nigra Karakavak Salicaceae
Populus canatensis Kanada Kavağı Salicaceae
Populus tremuloides Titrek Kavak Salicaceae
Prunus avium Süs Kirazı Rosaceae
Prunus cerasifera Rosaceae
Prunus serrulata Rosaceae
Pyrus communis Armut Rosaceae
Quercus alba Ak Meşe Fagaceae
Quercus cerris Türk Meşesi Fagaceae
Quecus ilex Herdem Yeşil Meşe Fagaceae
Robinia pseudoacacia Yalancı Akasya Leguminoseae
Rhus typhina Sumak Anacardiaceae
Salix alba Ak Söğüt Salicaceae
Salix babylonica Salkım Söğüt Salicaceae
Salix matsudana Kıvrım Söğüt Salicaceae
Sambucus nigra Mürver Caprifoliaceae
Sorbus unedo Üvez Rosaceae
Sophora japonica Zofora Leguminoseae
Tilin cordata Ihlamur Tiliaceae
Tila americana Tiliaceae
Ulmus glabra Karaağaç Ulmaceae
Melia azedarach Tesbih
Liquidamber orientalis Güllük
Acer campestra Akçaağaç Aceracee Acer japonicum Japon Akçaağacı Aceracee Acer negundo Akçaağaç Aceracee Acer palmatum Akçaağaç Aceracee Acer pseudoplatanus Çınar Yapraklı Akçaağaç Aceracee Acer saccharinum L. Şeker Akçaağacı Aceracee Aesculus carnea At Kestanesi Hippocastanaceae Aesculus hippocastanum At Kestanesi Hippocastanaceae Albizia julibrissin Mimoza Leguminosae Ailanthus altissima Kokarağaç Simaroubaceae Alnus cordata Kızılağaç Betulaceae Arbutus onedo Kozayemiş Ericaceae Betula pendula Huş Betulaceae Buxus sempervicens Şimşir Buxaceae Carpinus japonica Gürgen Carpinaceae Carpinus betulus Gürgen Carpinaceae Castanea sativa Kestane Fagaceae Catalpha bignonoides Bignoniaceae Celtis australis Çitlembik Ulmaceae Cercis siliquastrum Erguvan Leguminosae Cornus mas Kızılcık Cornaceae Corylus colurna Fındık Corylaceae Cotinus obovatus Bulut Ağacı Anacardiaceae Crataegus monogyna Alıç Rosaceae Eucalyptus gunnii Okaliptus Myrtceae Faqus sylvatico Kayın Fagaceae Fraxinus excelsiör Dişbudak Oleaceae Gingko biloba Fosil Ağacı Gingbaceae İlex aquifolium Çoban Püskülü Aquifoliaceae Juglans regia Ceviz Juglaneceae Koelreuteria paniculata Güvey Kandili Sapindaceae Laburnum alpinum Sarı Salkım Leguminoseae Liriodendron tulipifera Lale Ağacı Mgnoliaceae Maclura pomifera Maklora Moraceae Mognolia Grandiflora Manolya Magnoliaceae Malus floribunda Süs Elması Rosaceae Morus alba Ak Dut Moraceae Morus nigra Karadut Moraceae Platanus orientalis Çınar Platanaceae Populus alba Ak Kavak Salicaceae Populus nigra Karakavak Salicaceae Populus canatensis Kanada Kavağı Salicaceae Populus tremuloides Titrek Kavak Salicaceae Prunus avium Süs Kirazı Rosaceae Prunus cerasifera Rosaceae Prunus serrulata Rosaceae Pyrus communis Armut Rosaceae Quercus alba Ak Meşe Fagaceae Quercus cerris Türk Meşesi Fagaceae Quecus ilex Herdem Yeşil Meşe Fagaceae Robinia pseudoacacia Yalancı Akasya Leguminoseae Rhus typhina Sumak Anacardiaceae Salix alba Ak Söğüt Salicaceae Salix babylonica Salkım Söğüt Salicaceae Salix matsudana Kıvrım Söğüt Salicaceae Sambucus nigra Mürver Caprifoliaceae Sorbus unedo Üvez Rosaceae Sophora japonica Zofora Leguminoseae Tilin cordata Ihlamur Tiliaceae Tila americana Tiliaceae Ulmus glabra Karaağaç Ulmaceae Melia azedarach Tesbih Liquidamber orientalis Güllük
            
            
             Resim 1. Betula pendula (Huş)
            
             5.2.2. Çalı Formlular
             Çalı formlu bitkiler çevre düzenlemesinde tamamlayıcı olarak rol alırlar. Özellikle çevre düzenleme ölçeği küçüldükçe çalıların önemi artar. Küçük park ve bahçelerde, teras katlarında, bina boşluklarında üstün peyzaj etkileri nedeniyle kullanılırlar. Üretim ve tüketim açısından önemli çalıları şöyle sıralayabiliriz.
            
             Çizelge 3. Çalılar
             LATİNCE ADI TÜRKÇE ADI
Acer palmatum “Atropurpureum” Kırmızı Yapraklı Akça Ağaç
Amygdalis orientalis Badem
Aucuba japonica Japon Akübası
Berberis stenophylla Kadın Tuzluğu
Berberis thungbergii Kadın Tuzluğu
Berberis vulgaris Kadın Tuzluğu
Camellia japonica Kamelya
Casuarina angustifolia Demirağacı
Chaenomeles japonica Japon Ayvası
Citrus microcarpa Turunç
Cornus mas Kızılcık
Cotoneaster franchettii Muşmula
Cotoneaster horizontalis Yayılıcı Muşmula
Cycas revoluta Sikas
Eleagnus angustifolia İğde
Euonymus japonica Taflan
Fatsia japonica
Forsythia intermedia Altınçanağı
Jasminum officinalis Yasemin
Lagerstromia indica Oya
Laurus nobilis Defne
Mahonia aquifolium
Mimosa pudica Mimoza
Musa paradisiaca Muz
Myrtus communis Mersin
Nerium oleander Zakkum
Picea conica Konik Ladin
Picea excelsa “compact” Bodur Ladin
Pittosporum tobirana
Phoenix canariensis
Prycantha coccinea Ateş Dikeni
Punica granatum Süs Narı
Rhododendron simsii Orman Gülü
Ribes aureum
Rosa sp. Gül
Sambucus nigra var. aurea Altuni Mürver
Skimnia japonica
Spirea spp. Keçi Sakalı
Syringa vulgaris Leylak
Tamarix tetrandra Ilgın
Viburnum opulus Kartopu
Yucca gloriosa Avize

            
             5.2.3. Sarılıcı ve Tırmanıcılar:
             Sarılıcı ve tırmanıcılar çevre düzenleme çalışmalarında tamamlayıcı rol üstlenirler. Balkon, kameriye, oturma grupları, ağaç altı düzenlemelerinde kullanılırlar. Ayrıca kamuflaj malzemesi olarak görüntüsü istenmeyen objelerin kapatılmasında kullanılır. Önemli sarılıcı ve tırmanıcı bitkilerden bazıları şunlardır.
            
            
             Resim 2. Bouganvillea glabra (Gelin duvağı)
            
            
             Çizelge 4. Sarılıcı ve Tırmanıcılar
             LATİNCE ADI TÜRKÇE ADI
Bouganvillea glabra var. Sanderiana Gelin Duvağı
Cissus antartica Asma
Clematis montana -
Hedera helix Orman Sarmaşığı
Bignonia venusta -
Ipomea purpurea Mavi Sarmaşık
Compsis radicans Acem Borusu
Lonicera caprifolium Hanımeli
Polygonum baldshuanicum Poligon Sarmaşığı
Parthenosis quingifolia Amerikan Sarmaşığı
Passiflora sp. Çarkıfelek
Thungbergia alata Turna Gagası
Rosa sp. Sarmaşık Gül
Wisteria sinensis Mor Salkım

            
             5.2.4 Çim ve Yer Örtücü Bitkiler:
             Park ve bahçelerde; toprak yüzeyini örten ve düz bir satıh elde etmede kullanılan, yürüyüş parkurları, spor tesisleri ve daha bir çok etkinliklerde yeşil halı örtüsü amaçlı çimler veya diğer yer örtücü bitkiler kullanılır. Çim yer örtücü bitkilerin en önemlisi ve vazgeçilmeyen ilk peyzaj elemanıdır. Çim alansız park, bahçe ve yeşil mekan düşünülemez. İnsanda en çok doğal ortam hissi uyandıran eleman çimdir.
            
            
             Resim 3. Bakımlı bir çim saha
            
             Çim Ekilmesi
             Çim ekilmeden önce yabani otlarla mücadele yapılmalıdır. Alan bellendikten veya sürüldükten sonra yabancı maddeler alandan uzaklaştırılmalıdır. İlk tesviyeden önce toprağın besin durumuna göre ihtiyacı duyulan gübreler verilmelidir. İkinci tesviyeden sonra bölgelere göre en uygun çim tohumu karışımı mibzerle veya elle saçılarak ekilir. Bunun üzerine yanmış elenmiş ahır gübresi 2 cm olacak şekilde kapatılır. Bunun çim tohumunun rüzgarla uçmasını önlemek ve kuşlardan korumaktadır.
             Bunundan sonra hafif bir silindirle üzeri batırılarak merdaneleme yapılır. Tohumun toprakla gübre arasında iyi bir teması sağlanır. İnce zerrecikler halinde sulama sistemiyle iyice sulanır. 20-25 gün sonra çim haline gelir.
             Çok eğimli alanlarda atılan tohumlar su ve rüzgarlarla aşağı doğru taşınır. Bunu için şev 8-10 cm kalınlıkta samanla kapatılır. Kaplamadan önce samanlar hafif ıslatılıp m2’ye 300-700 g saman kullanılır İnce gözenekli tellerle samanın araziye tespiti sağlanır. Daha bu samanın üzerine m2’ye 60 - 80 g Suni gübre veya 100 - 200 g organik gübre verilir.
             Çim tohumu nemli bölgelerde m2 ye 25-30 gr iken kurak bölgelerde 60-70 gr’a kadar çıkabilir. Kullanılan çim tohumu karışımları:
             1. Lolium perenne
             2. Festuca sp
             3. Poa sp.
             4. Agrostis sp.
             5. Bermuda grass
             6. Phleum pratense
             7. Cynasurus cristatus’dır.
            
            
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sponsor Bağlantılar

Logged
Kasım 12, 2007, 09:19:36 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #1 :»

Çim Alanlarında Bakım İşleri
             Sulama:
             Ekimden sonra hemen sulama işi genellikle sabah erken ve akşam geç saatlerde olmak üzere günde 2 defa yapılmalıdır. Sık ve kısa aralıklarla biçilen çimlerin su ihtiyacı daha yüksektir. Ayrıca biçilen çim vegetatatif gelişme göstereceğinde su isteği fazlalaşır. Kurak periyotlarda suyun azalması çimin taze yeşil rengini kaybetmesine yol açar. Nisbi nemin değişmesi ise çimin karakteriyle, toprağın kimyevi yapısını da değiştirir. Çim köklerinin yayılma hızı 2-6 cm’dir.
             Toprak tamamen kurumadan ve sertleşmeden sulanmalıdır. Ortalama çim alanların su istekleri m2’ye 5-10 lt’dir. Bu oran sulama yapıldığı zamana göre değişir. Gündüz yapılan sulamalarda ısı ile oluşacak transpirasyon nedeniyle su tüketimi artar. Sabahın erken ve akşamın geç saatlerinde sulamak esastır.
             
             Biçme:
             Çimi sık sık ve kısa biçimde yapılmak suretiyle kadife görünümlü sahalar elde edilir. Bununla çiçek ve tohuma kalkmaları önlenir ve vejetatif gelişmeleri daha kuvvetli olur. İlk biçim çim 15 cm boylanınca yapılır. İlk iki biçimden sonra çim biçme makinesi kullanmak faydalıdır. Yeni tesis edilen saha kurak havalarda nemli tutulmalı, çim boyu 6 cm’yi geçince merdanelenmeli ve tırpanla ilk biçim yapılmalıdır. İlk biçimden sonraki merdaneleme vejetatif gelişmeyi kuvvetlendirir. Erken İlkbaharda yapılacak İlk 2 biçim daha sonraki biçimlerden daha uzun olmalıdır. İdeal çim biçme uzunluğu 4-5 cm’dir. Soğuk ve sıcak dalgalarının ani olduğu zamanlarda biçim yapılmamalıdır. Ortalama 10-12 günde bir biçim şekli esastır. Dikkat edilecek önemli bir husus ta her biçimde aynı istikametin kullanılmasıdır. Buna uyulursa çim kökleri daha sağlıklı ve sağlam olur.
             
             Gübreleme:
             Tesis edilen çim sahalarına değişik organik ve inorganik gübreler toz veya eriyik halde verilir. Gübreleme sadece besin takviyesi bakımından değil toprak strüktürünün düzelmesinde de rol oynar. Verilecek gübrenin seçiminde mevcut toprağın yapısı ve çim alandan faydalanma şekli tesir eder. Çim sahalarında yılda iki defa 0,5 cm’yi geçememek üzere ince elenmiş komposto toprağı serpilir. Bu kompostun zararlı ot tohumundan arınmış olması gerekir. Kompost toprağı besince fakirse m3’üne 800 gr Süper fosfor 300 gr kalsiyum, 500 gr azotlu gübre karıştırılır.Asitliliği fazla ise m3 ne 1-3 kg CaCo3 karıştırılır. Kompost toprak Şubat-Mart aylarında yapılır Bunun için 100 m2’ye 0,3-0,5 m3 kompost gereklidir.
             Çim sahalarda periyodik olarak suni gübre verilmesi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Yılda en az iki defa uygulanması gerekir. En uygun zaman İlkbaharda kompost toprağa karıştırılarak verilmesidir. Mayıs-Ağustos ayları arasında 4-6 haftada bir yapılan azotlu gübreleme (100 m2’ye 1 kg amonyum sülfat) başarı sağlar.
             Çim bitkilerine yapraklarının yaş olduğu zamanlarda inorganik gübre verilmemelidir. Çünkü yaş yaprak üzerine düşen gübre ayrışarak asit meydana getirir ve bitkiyi yakar. Bu bakımdan yapraklar kuru iken verilen inorganik gübre, gübrelemeden hemen sonra sulanmalıdır.
             
             Kireçleme:
             Kireç verilen topraklarda yabani otlar fazla gelişme gösterdiğinden solucan faaliyeti gözlenen yerde kirece ihtiyaç yoktur. Çimler genellikle orta asit ve az asitli topraklardan hoşlanırlar. Ancak fazla asit nedeniyle çimin zarar gördüğü topraklarda kireçleme yapılır. Asit fazlalığın belirtileri yosunlaşma, sazlar ve benzeri zararlı bitkilerin gelişmeye başlamasıdır. Bu durumlarda hektara 500-600 kg CaCo3 son ve İlkbaharda çim daha üzerine serilmelidir. Fazla asitliliğe rağmen çim bitkileri zarar görmüyorlarsa kireçleme yerine ha’a 250 kg kalkerli gübre verilmelidir. Çim sahalarda en erken kireçleme 3-4 senede bir yapılır.
             
             Merdaneleme:
             Çim alanlarının merdanelenmesi herşeyden önce geçirgen ve orta derece geçirgen topraklar içindir. Merdaneleme çimin vejetatif gelişmesini artırır. Fakat sık sık çiğnenen ve killi karakterli topraktaki bu işlem fayda yerine zarar getirir. 100 kg ağırlığındaki yeterlidir.
             Yeni tesis edilmiş çim sahalarda ilk biçimden evvel ve sonra 50 kg’lık merdane yeterlidir. Bu işlemle yeni çim fidelerinin toprağa daha sıkı tespiti sağlanır. Spor sahalarında merdane ağırlığı 250 kg’a kadar çıkabilir.
             Don ve nemli koşullarda merdaneleme yapılmaz. Fazla merdaneleme çim gövde aksamına zarar vereceğinde sıkça yapılmamalıdır.
             
             Havalandırma:
             Sık yapılı topraklarda çimin kökleri genellikle rahat gelişemezler Bu nedenle de gerekli su ve besin maddelerinden tam olarak yararlanamazlar . fazlaca çiğnenen spor ve oyun sahalarında da aynı durum gözükür. Bu amaçla kullanılabilecek tahta yada demir uçlu aletlerle hem sıkışık toprağın yer yer gevşemesi hem de havalandırılması sağlanır. Hava deliklerinin derinliği toprağın sıkışıklık derecesiyle ilgili olarak 5-12 cm arasında değişir. Fazla geçirgen kumu bol topraklarda bu işleme gerek yoktur.
             
             Tırmıklama:
             İlk ve Sonbaharda çim sahalarda kesilmiş çim, yosun yaprak v.b. gibi artıkların temizlenmesi gerekir. Tırmıklama yapılırken çim gövde ve köklerinin zarar görmemesi gerekir.
             Yer örtücü bitkiler dikiminden önce büyüyünce alacaklı büyüklük ve boyutların bilinmesi gerekir. Bunun yanı sıra çeşitler için uygun yer seçimi yapılır. Küçük alanlarda, bina çevrelerinde kısa zamanda örtüye sahip olmak için daha sık dikim yapılır. Buna karşın geniş alanlarda daha seyrek dikim yapılır.
             Yer örtücü bitkilerle çalışmanın amacı toprağı en uygun nemi tutabilecek hale getirmektir. Kumlu topraklarda çok az odunsu bitki iyi bir gelişme gösterebilir. Buna karşılık kötü drenajlı killi topraklarda yetişme açısından zorluk çekebilir.
             Yer örtücü bitkilerin en önemli işlevlerinden biriside toprak erozyonunu önlemektir. Aslında tüm bitkiler bu görevi bir noktaya kadar yaparlar. Eğimli alanlarda eğim artıkça toprağı korumak zorlaşır. Düşük eğimlerde her cins bitki dikimi yapılabilmesine rağmen eğim arttıkça daha özel bitki seçimi yapılmalıdır. Bu seçilecek bitkiler büyük ve sağlıklı bitkiler olmalıdır. Belli başlı en önemli yer örtücü bitkiler şunlardır.
             
             Çizelge 5. Yer Örtücü Bitkiler
             LATİNCE ADI
Achilea millefolium rosea Marrubium parsiflorum
Achiliea tomentosa Phlomus armeniaca
Akebia quinata Phragmites commino
Arabis alpina Rhus caria
Arctostaphylos ova-ursi Rosa hemisphaerica
Arenaria baledrica Salvia cryptantha
Artemisa stelleriana Sedlum acre
Asarum coudatum Serastium tomentosum
Caluna vulgaris Scirpus tacustris
Campanula medium Thpha angustifolia
Cerastium tomentosum Thymus jankae
Convalloria mejalis Teucrium polium 
Cornus sibirica Viburnum lantana
Cotoneaster dammerii Evonymus fortunei
Cistus kewensis Lavondula angustifoli
Erica alba İberis sempervirens
Ephedra majör Potentilla fruticosa
Genista aubertii Hypericum calycinum
Kochia prostata Juniperus communis
Lycium barbarum Juniperus horizontalis
Nepeta mussini

             
             5.2.5. Çiçekler ve Otsu Bitkiler
             Çevre düzenlemesinde renk olarak ve birim alanda en fazla etki yaratan bitki türleridir. Çiçekler olmadan herhangi bir bahçe, park, spor tesisi düşünülemez. Kişilerde yaşama sevincini uyandıran, hayata bağlayan ve neşe veren bitkiler çiçeklerdir. Çiçekler tek yıllık ve çok yıllık diye sınıflandırılabilir. Tek yıllık çiçekler yazlık ve kışlık yetiştirilmeleri nedeniyle de sınıflandırılabilirler. Dış mekan bitkilerinin bu son bölümünü kapsayan bitkileri önem ve kullanım açısından şöyle sıralayabiliriz.
             
             Çizelge 6. Çiçekler ve Otsu Bitkiler
             LATİNCE ADI TÜRKÇE ADI
Achimines hybrid Gelin duvağı
Anemone apennia Manisa lalesi
Aubretia deltoidea
Alyssum saxatile
Arabis albida
Aquilegia sp Haseki küpesi
Aster varieties Saraypatı
Ageratum hybrid Vapur dumanı
Antirrhinum majus Aslan ağzı
Bellis perennis Koyungözü
Begonia sp. Begonya
Celosia plumosa Horoz ibiği
Chrysanthemum sp Kasımpatı
Calendula officinalis
Dianthus alpinus Karanfil
Dianthus barbatus Karanfil
Dianthus deltoides Karanfil
Dahlia dwarf hybrid Yıldız
Delphinium hybrid Yüksük otu
Eschscholzia californica İngiliz kadifesi
Convollaria majalis Müge
Gazania hybrid
Gaillardia aristata
Hydrangea anomola Ortanca
Iris laevigata Süsen
Kniphofia hybrid Fırça çiçeği
Lobelia tenuior
Mesembryanthemum ciriflorum Kazayağı
Nepeta sp.
Nymphaea stellata Nilüfer
Pelergonium sp. Sardunya
Phlox drummondii Alev
Primula vulgaris Çuha
Petunia sp. Petunya
Papaver rhoeasvarieties Tütün
Ronunculus aquatilis
Tagetes patula Kadife
Sedum acre Dam koruğu
Senecio maritima Sinerya
Vinca sp. Menekşe
Vinca rosea Rozet
Zinnia sp. İran halısı

             
             
             Resim 4. Paeonia ve Delphinium (Şakayık ve Yüksük otu)
             
             5.3. Dış Mekan Bitkilerinde Çoğaltma Teknikleri
             Fidanlık işletmeciliğinin temel amacını oluşturan bitki üretimi; bilgi, deneyim ve planlamayla birleştiği zaman işletmeler başarılı olur.
             Dış mekan süs bitkilerinin üretimi iki temel tekniğe dayanır.
             1. Generatif (tohumla) çoğaltma
             2. Vejetatif çoğaltma
             
             5.3.1. Generatif (Tohumla) Çoğaltma
             Generatif (tohum) çoğaltma yöntemiyle çok miktarda, ucuz ve kolay fidan üretimi sağlanır. Bu çoğaltma yönteminde ona temel olan tohum hakkında bazı bilgileri dikkate almak gerekir. Öncelikle hangi üretim tohum ile çoğaltılacağına karar vermek gerekir. Daha sonra tohumların teminine çalışılır. Tohumlar bizzat anaçlardan toplanabildiği gibi, bu işin ticaretini yapan kuruluşlardan da satın alınabilir.
             
             Çizelge 7. Önemli Dış Mekan Bitkilerinin Çiçeklenme, Tohum Alma ve Tohumların Doğal Saçılma Zamanları
             TÜRLER ÇİÇEK ZAMANI TOHUM ALMA TOHUM SAÇMA ZAMANI
AKÇAAĞAÇLAR
Acer Campestra Nisan-Mayıs Ekim Ocak
Acer Palmatum Nisan Ağustos Kasım
Acer Platanoides Mart-Nisan Ekim Şubat
Acer Pseuodoplatanus Nisan Eylül Ekim
Acer Rubrum Mart-Nisan Nisan Haziran
Acer Saccharinum Mart Nisan Haziran
AT KESTANESİ
Aesculus hippocastonun Nisan-Mayıs Eylül Ekim
KOKAR AĞAÇ
Ailonthus altissine Haziran Eylül Kasım
KIZIL AĞAÇ
Alnus cordata Şubat-Nisan Eylül Ocak
Alnus İncana Mart-Mayıs Eylül Aralık
KADIN TUZLUĞU
Berberis thunbergi Mayıs-Haziran Eylül Ekim-Kasım
Berberis vulgaris Mayıs-Haziran Eylül Ekim-Kasım
HUŞ
Betula pubescens Nisan Ağustos Aralık-Ocak
GÜRGEN
Corpinus petinus Mart Kasım İlkbahar
ÇİTLENBİK
Celtis occidentalis Mayıs Ekim Aralık
ERGUVAN
Cercis siliquastrum Mayıs Eylül Ekim
KIZILCIK
Cornus mas Şubat-Mart Eylül Ekim-Kasım
DAĞ MUŞMULASI
Cotoneaster franchettii Mayıs Ekim Kasım-Aralık
ALIÇ
Crataegus monogyna Mayıs Eylül Ekim
Crataegus oxycantha Mayıs Eylül Ekim
KATIR TIRNAĞI
Cytissus scoparius Mayıs Eylül Kasım
İĞDE
Eleagnus angustifolia Haziran Ekim Kasım
OKALİPTUS
Eucalyptus sp. Mayıs Haziran Haziran
KAYIN
Fagus sp. Mayıs Eylül Kasım
DİŞBUDAK
Fraxinus angustifolia Mayıs Eylül Aralık
Fraxinus excelsior Nisan Ağustos Ocak
ÇOBAN PÜSKÜLÜ
Ilex aquifolium Mayıs Kasım Şubat
SARI SALKIM
Laburnum anagyroides Mayıs-Haziran Eylül Ekim
LALE AĞACI
Liriodendron tulipifera Haziran Ekim Kasım
MAHONYA
Mahonia aquifolium Şubat-Mayıs Ağustos Ekim
ÇINAR
Platanus orientalis Mayıs Ekim Kasım
MEŞE
Quercus petraca Mayıs Eylül Kasım
Quercus robur Mayıs Eylül Kasım
YALANCI AKASYA
Robinia pseudoacacia Haziran Aralık Ocak Ocak
MÜRVER
Sambucus nigra Haziran Ağustos Ekim
IHLAMUR
Tilia cordata Haziran Ekim Kasım

             
             Tohumun hasadı sırasında olduğu kadar bunu izleyen işlemlerde tohumun canlılığı bakımından önem taşır. Çimlenme gücü en yüksek tohumlar bile hasat sonrası yapılan hatalı işlemlerle çimlenme güçlerini tamamen kaybedebilirler.
             Ağaçlar çalılar ve diğer süs bitkilerinin tohumlarını ekim mevsimine kadar veya gelecek yılların ihtiyacı için kullanmak üzere daha uzun süre sağlıklı bir şekilde sağlamak gerekir. Tohumlar ayıklanıp temizlendikten sonra ekim zamanına kadar serin ve havadar yerlerde saklanırlar.
             Ağaç çalı ve diğer süs bitkileri türlerinde tohumlar saklama açısından kısa ömürlü, orta ömürlü ve uzun ömürlü tohumlar diye 3 gruba ayrılabilirler. Tohumları kısa ömürlü bitki türlerinde saklama birkaç hafta ile 1-2 yıl arasında değişir. Bu gruba giren başlıca türler arasında Kavak, Söğüt, Kara Ağaç, Kayın, Göknar, Sedir,Meşe, Bazı Akçaağaç türleri, Yalancı Servi, Manolya sayılabilir. Tohumları orta ömürlü olan türerde tohumla 4-5 yıl saklanabilir. Bunlar içinde çam ve ladin türleri en tipiklerini oluşturur. Uzun ömürlü tohumlar daha uzun süre 10-20 yıl kadar bozulmadan saklanabilirler. Bu gruba Akasya, Gülibrişim, Sarısalkım, İğde, Okaliptüs örnek olarak gösterilebilirler.
             Tohumlar saklandıktan sonra ekim işleminden önce iyi çimlenmeleri için bazı uygulamalardan geçirirler. Özellikle çimlenme engeli olan türlerde bu işlemler önem kazanır. Bu işlemler için en önemli yöntemler:
             • Kabuk engeli için asitli işlem yöntemi,
             • Mekanik zedeleme yöntemi,
             • Suda şişirme yöntemi,
             • Katlama yöntemidir.
             Tohumlar, ya soğuk veya sıcak seralar gibi kapalı yerlerde ya da fidanlıklarda açık alanlara ekilir. Fideler toprak yüzeyine çıkınca kültürel işlemler yapılır.yeterli büyüklüğe ulaşan fideler kaplara alınır.
             
             5.3.2. Vejetatif Çoğaltma
             Bu çoğaltma tekniği süs bitkileri üretiminde en yaygın kullanılan üretim tekniğidir. Vejetatif çoğaltma; kök sürgünü, yaprak, yumru, dal, rizom gibi vejetatif bitki kısımlarından alınan parçalarla yapılan üretim şeklidir. Bu çoğaltma yönteminde başlıca 4 temel metot bulunmaktadır. Bunlar:
             1. Çelik ile çoğaltma
             2. Aşı ile çoğaltma
             3. Daldırma ile çoğaltma
             4. Rizom, stolon, soğan gibi diğer vejetatif çoğaltmalardır. Yukarıda sayılan vejetatif çoğaltma metotlarından en çok kullanılan çelik veya aşı ile çoğaltmadır.
             
             5.3.2.1. Çelikle Çoğaltma
             Çelikle çoğaltma tekniği üretilecek bitkiden alınan ve çelik adı verilen bir gövde, kök veya yaprak parçası ile yeni bir bitki oluşturma tekniğidir. Bu yöntemle çoğaltma çok çeşitli iğne yapraklı, yapraklı, herdem yeşil ve yaprağını döken süs bitkilerinde seralara sahip fidanlıklarda yıl boyu devam eder. Özellikle herdem yeşil ve yarı yeşil yapraklı türlerin hemen hemen hepsinde tohumla çoğaltım zaman aldığı ve buna rağmen istenilen nitelikler genellikle sağlanamadığı için bu türler çelikle çoğaltılırlar
             Çelikle çoğaltma yöntemleri çok çeşitlidir. Bunlar:
             • Gövde Çelikleri
             • Kök Çelikleri
             •Yaprak Çelikleridir.
             Süs bitkilerinde en çok gövde çelikleri ile üretim yöntemi kullanılmaktadır. Gövde çelikleri de yumuşak (yeşil) çelik, yarı odunlaşmış (odunsu) çelik ve sert (odun) çelikleri olmak üzere 3 grupta toplamaktadır. Odunsu bitkilerin henüz odunlaşmamış olan taze ilkbahar sürgünlerinden hazırlanan yumuşak çelikler bir çok süs bitkisinin çoğaltımında kullanılır. Yumuşak (yeşil) çelikler daha çabuk ve daha kolay köklenirler. Bu çelikler tepe tomurcuğu taşıyan sürgünlerden tepe çeliği olarak alınır.
             Yarı odunlaşmış (odunsu) çelikler yumuşak çelikten bir ölçüde olgunlaşmış ve kısmen de sertleşerek odunlaşmaya yönelmiş olmaları ile farklılık gösterir. Bu çelikler büyüme mevsiminin sonlarına doğru sürgünler kısmen olgunlaştığında alınır, genellikle Ağustos ayı ve Eylül başları en uygun zamandır.
             Sert (odun) çelikleri ise bir yaşında tamamen olgunlaşmış ve odunlaşmış sürgünlerden elde edilir. Sert çelik kullanımı daha çok kışın yapraklarını döken türlerle iğne yapraklılarda kullanılır.
             Çeliklerde köklenmenin hızlı olması için çelikler köklenme yastıklarına dikilmeden önce köklenmeyi uyarıcı hormona batırılırlar Böylece köklenme daha kısa zamanda olduğu gibi köklü çelik sayısı da artar. Çelikler kök oluşturmaları için perlit veya temiz dişli kum bulunan yastıklara dikilir. Çeliklerin üzerine sisleme şeklinde su püskürterek nemli kalmaları sağlanır. Köklenen çelikler, küçük torbalara veya fincan saksılara aktarılarak gölgeli araştırma ortamlarına taşınırlar. Burada kültürel işlemler uygulanan bitkiler daha sonra süs bitkisi fidanı olarak büyütme yerlerine alınır ve yeterli gelişme ve form sağlandıktan sonra satışa sunulurlar.
             
             5.3.2.2 Aşı İle Çoğaltma
             Aşı ile çoğaltma tekniği çoğaltılması istenilen bitkinin bir parçasını anaç olarak kullanacağımız başka bir bitki ile kaynaştırarak tek bir bitki olarak geliştirme tekniğidir. Bitkinin toprak üstü kısmını yani gövde ve dalları oluşturacak kısma kalem veya göz denir. Bunlardan kalem üzerinde birkaç uyur göz bulunan dal parçasıdır. Bu parçanın göz olarak alınması halinde tek bir gözden oluşan bir parça söz konusudur. Yeni bitkinin kök kısmını oluşturacak olan aşı kısmına ise anaç denir. Aşılama yöntemleri kalem aşıları ve göz aşılarıdır. Türlere göre aşılamada başarı alanları çok farklılık gösterir.
             
             
             Resim 5. gül aşı parselinden bir görünüş
             
             
             Resim 6. Gülde Aşılama
             a) Aşı bıçağı ile kalemden gözün çıkarılması
             b) Kalemden çıkarılmış aşı gözü
             c) Anaç üzerinde aşı bıçağı ile T şeklinde çizik açılması
             d) Açılan T’ye gözün yukarıdan aşağıya doğru yerleştirilmesi
             e) Anaca yerleştirilmiş göz
             f) Aşı yerinin bağlanması .
             Üzerinde birkaç tomurcuk bulunan ve kalem adı verilen bir parçanın kullanılarak yapılan aşı çeşidine kalem aşıları denir. Kalem aşıları daha çok iğne yapraklı bitkilerde değerli varyetelerin çoğaltılmasında kullanılır. Bir çok kalem aşısı metodu vardır.
             Üzerinde bir göz veya tomurcuk bulunan küçük bir kabuk parçasından alınan bir kalem kullanılarak yapılan aşılama yöntemine göz aşısı denir. Bu yöntemle bir bireyden çok sayıda göz alma olanağı vardır. Bu nedenle göz aşısı metodu kıymetli bitkilerin ve güllerin üretilmesinde ekonomik ve amatör yetiştiricilerinde kolaylıkla uygulanabileceği aşı yöntemidir.
             Göz aşıları da sürgün göz aşıları ve durgun göz aşıları olmak üzere 2 çeşittir. Sürgün göz aşılarında anaca yerleştirilen göz o yıl içinde sürgün verir. Genelde Nisan- Mayıs aylarında yapılan aşılardır. Durgun göz aşılarında ise gözler o yıl uyur halde kalırlar ve ancak ertesi yıl sürerler.
             Haziran – Temmuz - Ağustos ve Eylül aylarında durgun göz aşısı yapılır. Güllerde durgun göz aşısının yapım aşamaları şöyledir:
             • Anaçta aşı bıçağıyla T şeklinde çizik açılır ve kabuk hafifçe kaldırılır.
             • Kalemden aşı bıçağı ile göz (Yaprak sapı ile birlikte) çıkarılır.
             • Çıkarılan göz anaçta bulunan T şeklindeki bölgeye yukarıdan aşağıya doğru itilerek yerleştirilir.
             • Daha sonra aşı yeri düzgün bir şekilde aşı bağı ile bağlanır.
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Kasım 12, 2007, 09:20:10 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #2 :»

PALMİYELER HAKKINDA BİLGİ       
 
Palmiyeler bilhassa tropik ve subtropik bölgelerde yaygın olarak bulunan bir bitki türüdür. Arakasea (Arecaceae) ailesinden ağaçsı gövdeye sahip tek çenekli (monokotilodon) bitkiler olan palmiyeler, karakteristik görünüşleri nedeni ile genelde dıştan bakmakla tanınırlar. Ancak sikas, pandanus, kordilin ve yukka gibi benzer bitkiler acemiler tarafından palmiye ile karıştırılabilirler. Bitki sınıflandırmasında Modern Binominal sistemin kurucusu olan İsveçli Botanist Carl Von Linnaeus, zarif görünümleri ile  palmiyeleri, bitkiler arasında "Prenses" olarak adlandırmıştır.
 
Genelde tropik ve subtropik  iklim bölgelerinde yaşayan bu bitkiler, birkaç santim yükseklikten 60 metre yüksekliğe kadar değişik boyut gösterirler. Dünyadaki palmiye türü sayısı botanikciler arasındaki fikir ayrılıkları nedeni ile tam belirlenememiştir. 3000 dolayında palmiye türü olduğu kabul edilmektedir. Palmiyelerin büyük kısmı, tropik ve subtropik iklim bölgelerinde yaşamakla birlikte, 20 derece kuzey ile 20 derece güney enlemleri arasında palmiye yetişmektedir. Doğal olarak en kuzeyde bulunan palmiye, kuzey-batı ve güney-batı Akdeniz kıyı kuşağındaki, bodur Akdeniz Yelpaze Palmiyesi (Chamaerops humilis), en güneyde bulunan ise Yeni Zelanda'daki, Tıraş Fırçası Palmiyesi (Rhopalostylis sapida) dır.

 

Palmiyeler genellikle yaprakları ile taç oluşturan ağaçsı bitkilerdir. Çoğu tür tek gövdeye sahiptir. Bazı türlerde gövde toprak altında olabildiği gibi bazılarında, hiç gövde bulunmayabilir. Genelde palmiyelerin tek gövdeli olmalarına karşın bazı türler yan piçleri nedeni ile çok gövdelidir. Sarmaşık özelliğinde olan palmiyeler de mevcuttur. Palmiye yaprakları çok belirgin ve karakteristik şekle sahiptir. Çoğu türün yaprakları palmat (el ayası şeklinde) veya pinnat (tüysü) yapıya sahiptir. Palmat  yerine, yelpaze şeklinde terimi de  kullanılmaktadır. Ancak bunların dışında, değişik şekillerde yapraklar da görülür.
 
Bütün dünyada yaygın bir dağılım gösteren palmiyelerin en fazla tanınan ve kültürü yapılanları, gerek estetiği gerek ekonomik değerleri bakımından Hindistan Cevizi (Cocos nucifera) ve Arap Hurması (Phoenix dactylifera) dır. Afrika Yağ Palmiyesi (Elaeis guineensis) de ekonomik değeri en fazla olan palmiyelerdendir.
 
Tropiklerde palmiye yapraklarından ev duvarları ve çatılarının yapımında, yaprakçıklar ve yaprak saplarından örme çanta, sepet, şapka hatta bir çeşit kağıt yapılmasında yararlanılmaktadır. Palmiye gövdeleri, inşaat malzemesi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, sulama kanalları, küçük tekne, ok, mızrak yapımında da kullanılırlar. Metroksilon cinsi palmiyelerde, gövdenin iç fibröz kısmı, sago denilen saf karbonhidrat yapısında nişasta içermektedir. Bu nişasta yerliler tarafından besin maddesi olarak kullanılmaktadır. Yine bazı palmiyelerde gövde çizilerek elde edilen bol şekerli sıvıdan, şeker elde edilmekte veya bu sıvı fermente edilerek, alkollü içkiler yapılmaktadır. Kalamus ve benzeri tür, sarmaşık palmiye gövdeleri, "rattan" olarak adlandırılırlar. Bunlardan aynı bambudan olduğu gibi örme sandalye, sehpa, dolap ve diğer mobilya imal edilmektedir. 
 
Bazı palmiyelerin büyüme ucu veya genç sürgünleri  yenilmektedir. Bu yiyeceğe palmiye kalbi veya palmiye salatası denir.  Birçok palmiyenin meyvesi yenmektedir. Bunlardan en fazla ticari değeri olanları, Hindistan Cevizi ve Hurmadır. Bazı palmiye tohumlarından da yemek ve kızartma için kullanılan yağ elde edilmektedir. Ayrıca palmiye tohumları işlenerek çeşitli süs ve ziynet eşyası yapılmaktadır.
 
Kuzey doğu Brezilyada bulunan Copernicia prunifera türü palmiyenin yapraklarından elde edilen Carnauba mumundan, otomobil ve ahşapta kullanılan bir cila yapılmaktadır. Hindistan cevizi (Cocos nucifera) meyvesinin sert dış kabuğunun üzerindeki liflerden paspas ve ip imal edilmektedir. Kabuğun kendi ise son yıllarda bitki üretiminde çok aranan bir ekim ortamı malzemesi olmuştur. Madagaskar kökenli Rafia Palmiyesi (Raphia rafinifera) yaprakçıklarından elde edilen rafya, sepet ve şapka yapımında bağlama mataryeli olarak kullanılmaktadır. 
 
Tropikal  ve subtropikal bölge vejetasyonunun en önemli öğelerinden olan palmiyeler yalnız çöl, deniz kumsalları veya çok sıcak bölgelerde değil, yüksek dağlarda veya tropikal ormanlarda ağaç altı örtüsü olarak da bulunurlar. Çin yelpaze palmiyesi (Trachycarpus fortunei) -18C dereceye dayandığı için Kanada'nın birçok yerinde ve İsviçre'de Alp dağlarının eteklerinde yaşayabilmektedir. Yine Afganistan ve İran'ın yüksek dağlık bölgelerinde bulunan Mazari palmiyesi (Nannorrhops rictchina) -21C° soğuğa dayanabilmektedir.
 
Seyşel Adaları'nda endemik olarak bulunan İkiz Hindistan Cevizi (Lodoicea maldivica), bitkiler dünyasında en büyük  tohuma sahiptir. 6 yılda olgunlaşan meyveleri 20-25 kg ağırlığa ulaşabilirler. Madagaskar Rafya palmiyesinin (Raphia farinifera) tek bir yaprağı 20 metre uzunluktadır. Madagaskar'da bulunan Bismark Palmiyesi (Bismarckia nobilis) 20 metre ve And dağları Balmumu Palmiyesi (Ceroxylon alpinium)'nin boyu 60 metreye erişir. Bugün muhtemelen doğadan kaybolmuş olan, Paraguay'daki Lilliput Palmiyesinin (Syagrus lilliputiana) erişkinleri yalnız 10-15 cm boya sahiptir (Lilliput Gulliver'in seyahatleri romanındaki cüceler ülkesinin adıdır).
 
Ülkemizin ılıman bölgelerinde, birçok palmiyenin dış mekana uyum gösterebileceği ve bütün bölgelerde, iç mekanda palmiye yetiştirilebileceği açıktır. Palmiyelerin bakım ve uyumları birçok egzotik bitkiye göre daha kolaydır. Şimdiye kadar ülkemizde palmiyelerin yeterince ilgi görmemesi, bu konudaki bilgi yetersizliğine, kaynak yokluğuna ve birçok yetiştiricinin yavaş büyüdükleri için bu bitkileri ekonomik açıdan uygun görmeyip, üretimine girmemelerine bağlıdır.

PALMİYE DİKİMİ

1. Palmiye dikilecek çukur en az 150cm genişliğinde ve 120 cm genişliğinde açılmalıdır. Çukur altı drenajın iyi olması şarttır. Killi, suyu geçirmeyen ortamlarda, çukurun daha derin kazılması ve altta taş, moloz, kum gibi geçirgen malzeme serilmesi uygun olur. Ciddi drenaj sorunu varsa ve drenaj sağlanamıyorsa, önerimiz toprak kazılmadan palmiyenin kendi toprağı ile yerleştirilmesi ve etrafına uygun malzeme ile dolgu yapılmasıdır. Bu dolgunun yerinde kalmasının sağlanması için bir istinat duvarı gerekir.
2. Çukurdan çıkarılan toprak, organik maddeden fakir ise, tercihen yanmış keçi, yoksa koyun, o da yoksa inek gübresi ile karıştırılmalıdır. Doğal hayvan gübresi temin edilemediği durumlarda, yaprak çürüntüsü, törf, orman toprağı, kıyılmış çam kabuğu veya çam ibresi de kullanılabilir.
3. Sökülerek getirilen palmiyenin, gövdesinin toprağa birleştiği yer ile köke bağlı toprak alt ucu bir cetvelle ölçülür. Palmiye dikilecek çukur içi, satha bu ölçü kadar mesafe kalıncaya kadar, yukarda hazırlanan karışımla doldurulur. Palmiye Merkezi, özel palmiye nakil kiti içinde bulunan karışımın 1/3 ü zemine serpilir.
4. Nakil aracı üzerinde bulunan palmiye vinç veya kepçe yardımı ile çukur içine indirilir. Gövde dikey duruma getirildikten sonra, hazırlanan karışımın kalan kısmı, çukura doldurulur, üzerine "Palmiye Nakil Kiti"nden kalan 2/3 karışım, homojen bir şekilde serpilir. Bu işlem tamamlandıktan sonra, doldurulan karışım, beko veya insan gücü ile iyice sıkıştırılmalıdır.
5. Palmiyeler Kitabı (sayfa 20-24)nda gösterildiği gibi tespit işlemi yapılmalıdır. Bu tespit işlemi bilhassa uzun palmiyeler ve rüzgar alan bölgelerde büyük önem kazanır. Tespit işleminin en az 9 ay devam ettirilmesi, olası tehlikelere karşı önlemdir. Bağlanmış olan sürgün ucu da en az sonbahar yağmurlarına kadar bağlı kalmalıdır.
6. Bu işlemler bitince, palmiye etrafına 100-120cm çapında, etrafı yükseltilmiş, su tutucu bir yalak hazırlanır ve toprak iyice eminceye kadar su verilir. Bundan sonraki sulamalar toprağın nemine göre ayarlanır, ancak sıcak yaz günlerinde gün aşırı hatta bazen günlük su gerekebilir.

 

 

PALMİYE NAKLİNDE (TRANSPLANTASYONUNDA) DİKKAT EDİLECEK ÖĞELER

Nakil işi mutlaka yazın yapılmalıdır, çünkü nakil edilen palmiyelerin kökleri ölürler ve yeni kök gelişmesi için toprak sıcaklığına gereksinim vardır.Deneyimlerimize göre Akdeniz Bölgesinde en iyi nakil Nisan, Mayıs, Haziran aylarında, bu sürede yapılamamış ise Eylül Kasım ayları arasında yapılmalıdır.
Yerinden sökülen 8-10metre den uzun palmiyeler, diğer ağaç türlerinin aksine yeni yerlerine, eskisinden 50-100 cm aşağı dikilmelidir.
Sürgün ucundaki yapraklar, en son çıkan yaprak etrafında, bu yaprağı sarıp koruyacak şekilde bağlanmalıdır. Unutulmaması gereken nokta, palmiyeler yalnız bir sürgün ucu taşırlar (kardeşlenme yapmayanlar), bu uç ölürse palmiyede ölür.
Ağaç iyi bir şekilde tespit edilmelidir. Eğer gövde alt kısmı sallanırsa, yeni gelişen ince kökler koparlar ve ağaç tutmaz. Bunun için bir demirciye palmiye gövde kalınlığı ölçülerek, yaptırılan metal çember, gövdeye takılarak ağaç 4 bir yandan çevreye tespit edilmelidir. Demir çember ağacın 1/3 alt kısmına takılabilecek şekilde yaptırılmış iki adet yarım çemberden oluşur. Bu iki yarım çember uçlarından iki adet cıvata yardımı ile bir birlerine birleştirilirler. Ayrıca çember üzerinde çeliş halat tespiti için 4 adet demir halka bulunmalıdır.



TÜRKİYE'DEKİ DOĞAL PALMİYELER

(Palmiyeler kitabından alınmıştır)

  Ülkemizde çok azımızın bildiği doğal palmiye toplulukları vardır. Ülkemiz doğal palmiyelerinin adı Datça Hurması (Phoenix theophrastii) ve yeni bulunan, muhtemelen P. theophrastii'nin bir alt türü olan Gölköy Hurmasıdır (P. Theophrastii spp Gölköy).

(Palmiyeler kitabından alınmıştır)

  Ülkemizde çok azımızın bildiği doğal palmiye toplulukları vardır. Ülkemiz doğal palmiyelerinin adı Datça Hurması (Phoenix theophrastii) ve yeni bulunan, muhtemelen P. theophrastii'nin bir alt türü olan Gölköy Hurmasıdır (P. Theophrastii spp Gölköy).

  Datça-Girit Hurması (Phoenix theophrastii)
İsa'dan dört yüz yıl önce Yunan botanikçi Theophrastus, Girit adasında palmiye ağaçlarının bulunduğunu yazmıştır. 20. yüzyıl başlarında Girit adasındaki yabani palmiyelerin hurma "Phoenix dactylifera" olduğu sanılmakta idi. Ancak 1967 yılında İsveç'li botanikçi Dr Werner Greuter bunun ayrı bir tür olduğunu göstererek Theophrastus'a atfen, "Phoenix theophrastii" adını vermiştir. Böylece daha önce batı ve orta Akdeniz'de bulunan, Bodur Palmiye-Akdeniz Yelpaze Palmiyesi (Chamaerops humilis) dışında Avrupa kıtasında ikinci bir palmiyenin varlığı ortaya çıkmıştır. Bu palmiyeler Avrupa'da doğal olarak bulunan iki palmiye türünden biri olduğu için Avrupa ve Avrupalılar için büyük önem taşımaktadır. Yazarın notu: Yunanistan'ın siyasal sınırları içinde olan Girit Adası'nın, coğrafi olarak Asya Kıta sahanlığında olduğu düşünülürse, bu palmiyenin Avrupa'ya ait olmaması gerekir.


 

Phoenix theophrastii Girit Adası'nda 10 ayrı bölgede bulunmaktadır. Türkiye'de bu palmiye ilk defa 1983 yılında Boydak ve Yaka tarafından Datça yarımadasında bulunmuştur. Prof. Dr. Melih Boydak 1985 yılında bu palmiyeyi, Finike Körfezi, Kumluca-Karaöz kıyılarında bulmuştur. Yunanca'da "phoenix" (feniks), hurma ağacı demektir. Muhtemelen "Finike" adı buradan gelmektedir.

Datça hurması (Phoenix theophrastii) ve Arap hurması (Phoenix dactylifera) gövde altından piçler verirler. Ancak dikkatli bir bakışla ikisi arasında farklılık olduğu görülür. Datça hurmasının boyunun 17metreye kadar uzamasına karşın, Arap hurması 30 metreye ulaşabilir. Datça hurmasının yaprakları, Arap hurmasına göre daha küçük, kısa ve kalın yaprakçıklardan oluşmaktadır. Bu yaprakçıkların uçları çok sivridir, yanlışlıkla değildiği zaman kanamaya yol açabilir. Ayrıca Datça hurmasının çiçek sapı ve meyveleri Arap hurmasından daha küçüktür.

Datça hurması gösterişli, mavimtırak yapraklara sahiptir. Bu yapraklar yaşlanınca kahverengiye dönerler ve birkaç yıl bitkinin üzerinde asılı kalırlar. Doğasında bu palmiyeler, dikenli dalları, ölmüş keskin yaprakları ve alttan çıkan piçleri ile yanına yaklaşılamayacak bir görünümdedir. Bu palmiyelerin bir özelliği de yangına karşı son derece dayanıklı olmalarıdır. Bütün piçler yansa bile, yangından sonra tamamen siyahlaşmış gövdeden yeni sürgünler çıkmaktadır.

Datça hurmasının doğada en önemli gereksinimi, devamlı bir yer altı suyunun bulunmasıdır. Büyümesi için ılıman bir iklim de gereklidir. Bunlar da Arap hurmasında olduğu gibi erkek veya dişi olurlar. Mayıs ayında çiçek açarlar. Dişi bitkilerin çiçek sapları, erkeklerinkinden iki kat daha uzundur. Erkek bitkilerin polenleri çok fazladır ve rüzgar ile dişi bitkilere taşınırlar. Tozlaşmadan sonra oluşan meyveler, sonbaharda olgunlaşırlar. Olgunlaşmamış meyveler, parlak portakal renginde, buruk-acı lezzettedir. Olgun meyveler ise koyu kahverengi, bazen hafif pembe, yumuşak ve hurma tadındadır, yenirler. Datça'da Eylül sonu ve Ekim ayında, yerliler tarafından yemek için toplanmaktadırlar. Taze tohumlar 25C° de bir ay içinde çimlenirler.
 
Gölköy Hurması (Phoenix theophrastii spp. Gölköy)
Bodrum Yarımadamsı kuzeyinde, Gölköy'de palmiye topluluğu olduğu yöre insanınca yüzyıllardır bilinmesine karşın, ilk bilimsel ziyaret Ege Üniversitesi Peyzaj profesörleri tarafından 1988 yılında yapılmıştır. Bu palmiyeler yeni bir Datça Hurması topluluğu olarak değerlendirilmiştir.
 
Prof. Boydak 1990 yılında yaptığı ziyarette, Bodrum Gölköy'deki yeni palmiye topluluğunun, Datça Hurması'na benzemediğini fark etmiştir. Prof Boydak'ın daha sonra Londra Kew Gardens'tan Sasha Barrow'unda katılması ile yaptığı çalışmalarda, bu palmiyenin Datça Hurmasından farklı yeni bir tür, veya Datça Hurmasının bir alt türü olabileceği anlaşılmıştır. Bu konuda güzel bir makale, Dünya Palmiye Birliğinin yayın organı "Principes"in Temmuz 1995 sayısında yayınlanmıştır (Derginin yeni adı Palms'dır).

Datça ve Finike'de bulunan hurmaların boylarının 17 metreye ulaşmasına karşın, Gölköy hurmalarının yüksekliği 8 metreyi geçmemektedir. Gölköy hurmasının çiçek sapı uzunluğu 60-200cm, arasında ölçülmüşken, Datça hurmasının çiçek sapı 30cm kadardır. Datça hurmasının tohumları, Gölköy hurmasınınkinden biraz daha büyüktür.

1993 Haziran ayı yangınında, birçok Gölköy Palmiyesi yanmıştır. Bunların hemen hepsi daha sonra tekrar büyümelerine devam etmişlerdir. Ancak bugün bile yanık, siyah gövdeleri görülmektedir. Palmiyelerin bulunduğu yörede ufak bir göl vardır. Bölge kışın 2-3 ay su altında kalmaktadır, ancak yazın da, bölgeyi ve gölü besleyen kaynaklar olduğundan, hurmaların su sorunu olmamaktadır.

Palmiyelerin bulunduğu bölge, uzun süredir, köylülerin ve "yazlıkçı"ların baskısı altındadır. Yöredeki birçok evin bahçesinde, hala tek tük, kalan doğal palmiyeler görülmektedir. Phoenix theophrastii CITES anlaşması ile korunan türler arasındadır. Gölköy'de kalan son palmiye topluluğu, Datça Hurması'nda olduğu gibi sözde koruma altındadır. 1998 yazında, buraya "Bodrum Golf Kulübü AŞ ve Balıkçılık Arsasıdır girilmez" tabelası konulduğu ve buradan kepçe ile palmiyelerin söküldüğü tespit edilmiştir. 2003 yılında, alan bakımsızlıktan otla kaplanmış ve insanların biraz daha uzak kalmaları doğanın yardımı ile sağlanmıştır.

 

Palmiye Merkezi tarafından Gölköy Palmiyesinin dünyaya tanıtımı yapılmıştır, bugün beş kıtada ve birçok ülkede, Gölköy Palmiyesi genç örnekleri mevcuttur. Ayrıca merkezimizde, bu palmiyenin çimlenme ve büyüme özelliklerine yönelik araştırmalar devam etmektedir.

 

ÇEVREMİZDEKİ PALMİYELER


Birçoğumuzun yabancı olduğu, çevremizdeki palmiyeleri kısaca tanıtmak istiyorum

 

Öncelikle belirtmek isterim ki, etrafımızda gördüğümüz palmiyeler, ülkemizin doğal palmiyeleri değildir. Doğal palmiyelerimiz etrafımızda görülmeyen palmiyelerdir!

Çevremizde sıklıkla gördüğümüz palmiyeler

Karadeniz sahil kuşağı, İstanbul, Marmara bölgesinde sıklıkla, Ege ve Akdeniz sahil kuşağında ise daha az görülen, kıllı gövdesi fazla kalın olmayan, yaprakları yelpaze şeklinde olan, hiçbir zaman piç vermeyen palmiyeler, "Çin Yelpaze Palmiyesi" (Trachycarpus fortunei) dir. Bu palmiye İzmir yöresinde, orman fidanlıkları tarafından üretilip, uzun süre bodur şamarops adı ile satılmıştır. Birçok üretici ve peyzaj mimarı tarafından da, iç mekan palmiyesi olduğu sanılan bu palmiyenin sınıflandırmadaki eski adı Şamarops ekselsa (Chamaerops exelsa)dır.

Çin yelpaze palmiyesi benzeri yelpaze yaprakları olan, ancak dikkatli bakıldığında, yaprakları biraz daha küçük, gri-mavimtırak olan, ayrıca yaprak sapında küçük dikenler içeren boyu 1.5-2 metreyi pek geçmeyen, alttan piçler veren palmiyeler, "Akdeniz Yelpaze Palmiyesi" veya "Bodur Palmiye" diye adlandırılan (Chamaerops humilis) dir. İstanbul Suadiye yalılarında güzel ve büyük örnekleri vardır. Ege ve Akdeniz sahil şeridinde, otel ve villalarda yer yer rastlanmaktadır

Ege, Akdeniz sahil kuşağı ve Denizli'de çok, Karadeniz sahil kuşağı, İstanbul ve Marmara bölgemizde az görülen, gene el ayası veya yelpaze şeklinde, ancak yukarıda tarif edilenlerden daha büyük yaprakları ve yaprak saplarında dikenleri olan, gövdesi açık kahverengi nispeten düzgün, ancak çok kalın olan ve halk arasında "Palmiye" denilen palmiyeler (Washingtonia filifera) dır.

Aynı Washingtonia filifera tarifine uyan, Karadeniz, Marmara ve Ege bölgelerimizde hemen hiç rastlanmayan, Köyceğiz, Dalaman ve az olarak diğer Akdeniz kentlerimizde görülen, gövdeleri yukarıdaki palmiyeden daha ince, boyu ise daha uzun olup, halk arasında yine Palmiye denilenler (Washingtonia robusta) dır. Gövdesi ne ince ne kalın olan palmiyeler, ülke mozaiği ile uyumlu melezlerdir.

Karadeniz sahil kuşağı, İstanbul, Ege ve Akdeniz sahil kuşağında sıklıkla görülen, kalın ve görkemli gövdesi, zarif, uzun tüysü yaprakları olan, hiçbir zaman piç vermeyen, "feniks" veya "yabani hurma" olarak bilinen palmiyelerin adı "Kanarya Adaları Feniksi"veya "Kanarya Adaları Hurması"(Phoenix canariensis) dır.

Kanarya Adaları Feniksine benzeyen, ancak yaprakları gri-mavimsi olan, bazen piçleri ile görülen, halk arasındaki adı "hurma" olan palmiyeler, "Arap Hurması", (Phoenix dactylifera) dır. Bu palmiyelere daha fazla Antakya, Mersin, Adana ve diğer güney illerimizde rastlanmaktadır.

Etrafımızda ender olarak görebileceğimiz Kanarya Adaları Feniksi ile Arap Hurması arasında yer alan, yaprakları yine gri-mavi olan, alttan piçler veren, ancak meyveleri hurmadan çok daha küçük ve etsiz olan palmiyeler, "Datça Hurması" veya "Gölköy Hurması", (Phoenix theophrastii) olabilir. Bu palmiyelerin büyük örnekleri daha önceleri Gölköy'den sökülüp, özellikle Bodrum Yarımadasında bulunan bazı turistik otel bahçelerine dikilmiştir. Ayrıca Muğla ili Karabörtlen Orman Fidanlığı tarafından 1989 yılında Datça Hurması tohumu toplatılarak dikilmiş ve üretilen fidanlar "feniks" adı altında satılmıştır. Bugün 20 yaşını doldurması gereken bu palmiyelerin, nerede kimlerin bahçesinde olduğu bilinmemektedir.

Marmaris Grand Azur otelde güzel örnekleri bulunan, yalnız Akdeniz sahil kuşağında, çok az sayıda otel ve sahil evi bahçesinde rastlanabilecek, ince ve kısa gövdeli, yaprakları yukarıdaki hurmalara benzeyen fakat daha küçük, parlak yeşil olan, yaprak sapları dikensiz, piç vermeyen bir palmiye görürseniz bu, "Cüce Feniks",(Phoenix roebelenii) dir.

Son birkaç yıldır büyük örnekleri ithal edilen, Antalya'da Cam Piramit ve Yeni Otogarda, Bodrum, Magic Life Otelde görebileceğiniz, düzgün gövdeli, tüysü yaprakları aşağı sarkan, zarif palmiyeler, "Kraliçe Palmiyesi", (Syagrus romanzoffiana), eski adı ile (Cocos plumosa)dır.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.palmiyemerkezi.com


 
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Kasım 12, 2007, 09:21:20 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #3 :»

ÇİÇEK YETİŞTİRME YOLLARI       
 
Bahçe ve balkonlarımızda yetiştirdiğimiz çiçekleri çeşitli yollardan temin ederiz.En kolayı bir seraya gidip gözümüze kestirdiğimiz,hoşumuza giden çiçekleri satın almaktır. Az miktarda bitki gerekiyorsa bu yol en mantıklısı olacaktır.Eğer büyük bir balkon veya bir bahçemiz varsa fazla sayıda bitki gerekir. Bu durumda çiçeklerimizi çeşitli metodlarla kendimiz yetiştirmemiz daha ekonomik olur. Çiçeklerimizi tohumla,çelik veya kök sürgünlerinden yetiştirebiliriz. 

TOHUMLA YETİŞTİRME:Tohumla bitki yetiştirmek biraz karmaşık bir iştir. Bütün tohumlar aynı şekilde ekilmez. Bitkisine göre ekim zamanı,ısı ve ortam farklılıkları gösterir. En çok mevsimlik ve iki yıllık çiçekler tohumdan yetiştirilir.

Dayanıklı mevsimlik çiçekler: Yıllık çiçeklerin bir kısmının tohumu eylül ayında asıl yerine ekilir.Bunlar sonbaharda çimlenir ve soğuktan korkmadan kışı geçirirler.İlkbaharda gelişir ve çiçek açarlar. Bu cins çiçekler yer değiştirmekten hoşlanmazlar.Yalnızca sık fideler seyreltilir ve kalanlar oldukları yerde büyütülür.Bu türler genellikle ilkbahar ve erken yaz döneminde açan cinslerdir  ve çoğunlukla bir kere ekilince ertesi yıllarda tohumları dökülerek kendiliklerinden çıkarlar.Mevsimlik hezaran,sarı nergis,çörekotu,tatlı bezelye, bekâr düğmesi ve godetya bu tür çiçeklerdir.Bu türler nisan ayında ekilebilir ancak çiçek verimleri düşük olur. 

Hassas mevsimlik çiçekler:Daha geç açan mevsimlik çiçekler ise tohumları mart ayında sıcak bir yerde ekilerek yetiştirilir. Erken çiçek almak için bu şarttır. Dışarı ekilmek istenirse hava ısınıncaya kadar yani nisan sonlarına kadar beklemek gerekir. Bu durumda çıkan fideler ancak yaz ortalarında çiçeklenir. 

 

Birinci metod:
 

 Tohumlar 15-18 c. sıcaklıkta ve aydınlık bir yerde ekilir.Saksı veya en az 5 cm. derinlikte tepsilere hazır torfla doldurulur.Tohumlar serpilir.İri tohumların üstü hafifçe örtülür.Toz gibi ince olanlar ise örtülmez,hafifçe bastırılır.Püskürteçle sulanır.Üzerine bir cam kapatılır.Kahverengi bir kağıt konur.Cam her gün çevrilir.Tohumlar çimlenince önce kağıt,bir kaç gün sonra da cam kaldırılır.Fideler gerçek yaprakları çıktıktan sonra küçük kese veya saksılara şaşırtılır. 

İkinci metod: Tohumlar aynı şekilde saksıya ekilir. Üzerine şeffaf bir naylon torba geçirilir.Ilık ve gölge bir yere konur. Tohumlar çimlenince torba kaldırılır ve saksı aydınlık bir yere konur.Aynı şekilde fidelenir.Begonya, cam güzeli, ateş çiçeği, petunya,aslanağzı, mine ve buz çiçeği böyle ekilir. Kadife,kral kızı, horoz ibiği ve kozmos gibi fazla hassas olmayan bazı mevsimlikler nisan ayında dışarıya ekilir.Fideler çıkınca asıl yerlerine şaşırtılır. 

Tohumları dışarıda yetiştirme: Daha çok iki yıllık ve kalıcı çiçekler için uygundur. Bu cinsler ilk yıl yaprak ve kök geliştirir. Ancak ertesi yıl çiçek açarlar. Tohum ekmek için mayıs ayı en uygun zamandır.Hafif gölge bir yer seçilir. Yanmış gübre ile beraber kazılmış ve iyice işlenerek inceltilmiş toprağa tohumlar serpilir.Çok ufak tohumlar örtülmez,hafifçe bastırılır. İri tohumlar için toprakta çizgiler açılır. Fazla derin  açılmamalıdır. Tohumlar bu çizgilere seyrekçe serpilir ve hafifçe örtülür. Tohumlar süzgeçli kova ile düzenli olarak sulanır. Çıkan fideler eylül ayında istenen yerlere fidelenir. İki yıllık çiçekler: Yüksük otu, ay gülü, çan çiçeği ve hüsnüyusuf,Ömürlü çiçekler: Haseki küpesi, ezan çiçeği, Acı bakla, ömürlü karanfil ve gülhatmi türleri böyle yetiştirilebilir. Bütün bunlardan farklı şekilde ekilen tohumlarda vardır. Mesela hercai ve aslanağzı tohumları ağustos sonuna doğru ekilir.Çıkan fideler 4-5  hafta sonra yerlerine şaşırtılır. Aslanağzı olduğu yerde de kalabilir. 

KÖK SÜRGÜNLERİNDEN YETİŞTİRME

 Ömürlü çiçekler ve bazı soğanlı çiçekler için  için en uygun usuldür. Zira bu şekilde bitkiden çiçek almak için bir yıl beklemek gerekmez. Hemen o yıl açar. Mesela seradan beğendiğiniz ömürlü çiçeklerden az sayıda alırsınız. Bitki gelişip çoğalınca köklerinden ayırıp yeni bitkiler elde edebilirsiniz.Ayrıca ömürlü çiçeklerin bir kısmı 3 yılda bir sonbaharda sökülüp kökleri ayrılarak yeniden dikilirse bitki tazelenir ve ömrü uzar. Kök ayırma ilkbahar veya yaz sonunda yapılır. Etli kökleri keskin bir bıçak kullanarak ayırabilirsiniz. Çok iri bitkileri ise çatal belle hafifçe yerinden oynatmak gerekebilir. 

ÇELİK İLE YETİŞTİRME 

Bazı ömürlü çiçekler çelikle yani bitkiden kesilmiş dalı köklendirerek yetiştirilebilir. İki çeşit çelik olur.

 

Kök çeliği ile:
  Yıldız çiçeği, hezaran, şakayık ve acı bakla kök çeliğiyle yetişir. Bitkinin dibinden fışkınlayan taze dalları  köke dokunmadan ya elle hafifçe çekerek,kopmuyorsa bıçakla kesilerek ayrılır. Kesilen çeliğin üzerinde ana daldan küçük bir parça bulunursa daha çabuk köklenir. Çelik saksıda köklendirilir.
 

Uç çeliği ile:
Bitkinin çiçeksiz ve taze bir dalı 5-10 cm. kesilir. Toprak önce bir çubukla delinir. Çelik yerleştirilir. Toprak hafifçe sıkıştırılır ve sulanır.Gölgede köklendirilir.
Çelikler susuz bırakılmamalı ama çürüyecek kadar da aşırı sulanmamalıdır.

Kaynak:humeyraözdamar.net

 
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Kasım 12, 2007, 09:22:59 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #4 :»

SÜS BİTKİLERİNDE GÖRÜLEN BAŞLICA HASTALIK VE ZARARLILAR       


SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI
             Krizantemde Japon Beyaz Pası (Puccinia horiana)
             Belirtileri:
             Beyaz pas yaprakların alt yüzeyinde küçük beyazımsı kabartı veya püstüller oluşturur. Üstten bakıldığında yaprakta sarımsı lekeler görülür. Püstüller açıldığında çok sayıda parlak kahverengi sporlar serbest kalır.
             Enfeksiyonla simptomların görülmesi arasında geçen süre 8 gün ile 8 hafta arasında değişir. Normal olarak bu süre 2-4 haftadır. Fungusun muhtelif ırkları değişik çeşitlerde farklı etkiler yapar. Çeşitlerin fungusa dayanıklılığı aynı değildir.
             
             Mücadelesi:
             Kültürel Önlemler:
             Yeşil aksam kuru tutulmalıdır. Sporlar en az 5 saat suda kalırsa enfeksiyon meydana gelebilir. Bitkiyi karartma materyali ile karartmadan önce sulamak doğru olmaz.
             
             Kimyasal Mücadele:
             Etkili madde
             Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat) 100 lt suya
             Oxycarboxin 75 WP 75 g
             Mancozeb WP 200 g
             Triforine 90 EM 100 cc
             
             Güllerde Pas Hastalığı (Phragmidium spp)
             Belirtileri:
Hastalık önce yaprak, dal ve tomurcuk saplarında sarımtrak lekeler halinde görülür. Daha sonra bu lekeler kırmızıya dönüşür. Lekeler hafif kabarık püstüller halindedir. Lekelerden dolayı bitki iyi beslenemez. Çiçek miktarı azalır. Kalite düşer. İlkbaharda çiçek tomurcuklarının açılmamasına neden olur.
             
             Mücadelesi:
             Kültürel Önlemler:
             İlkbaharda dal, yaprak, tomurcuk sapı ve çanak yapraklarda kırmızı kabartılar (esidi) görüldüğünde hastalıklı dallar budanmalıdır. Budama artıkları yakılmalıdır.
             Toprağa düşen yapraklar toplanarak imha edilmeli ya da derince gömülmelidir.
             
             Kimyasal Mücadele:
             İlk püstüller görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalı ve hastalığın seyrine göre vegetasyon süresince devam edilmelidir.
             
             Etkili madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat) 100 lt suya
             Bakır sülfat + CaO Bulamacı 1kg+0.5 kg
             Cyproconozale 50g/l EC 25ml (Atemi 50 EC)
             Propineb %70 WP 200 g (Aprocol 70 WP, Enercol)
             
             
             Gül Külleme Hastalığı (Sphaerotheca pannosa var. rosae)
             Belirtileri:
             Yaprak,sürgün ve tomurcuklarda görülür. Hastalıklı yapraklar kıvrılır, oluklaşır ve sertleşir. Beyaz bir misel ve konidi örtüsüyle kaplanır. Misel ve konidi örtüsü tomurcuğun çanak yapraklarında ve saplarında da görülür. Külleme bazen tomurcukların açılmasına engel olur.
             Hastalık özellikle nemli ve üstten sulama yapılan yerlerde önem kazanır.
             
             
             Mücadelesi:
             Kültürel Önlemler:
             Aşırı sulamadan, özellikle bahçe gülleri için sisleme şeklinde yapılan sulamadan kaçınılmalıdır.
             Gübreleme, toprak işleme ve sulama, gülün normal gelişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.
             
             Kimyasal Mücadele:
             Etkili madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat) 100 lt suya
             Dinocap 475 g/l EC 30-40 ml
             Kükürt % 80 WP 400 g
             Quinomethionate %25 WP 30 g
             Bupirimate 250 g/l EC 160 ml
             Penconazole 100 g/l EC 25 ml
             Hexaconazole 50 g/l SC 50 ml
             
             
             Karanfil Pası (Uromyces caryophyllus)
             Belirtileri:
             Bitkilerin sap, dal yaprak ve çanak yapraklarında başlangıçta sarımtırak lekeler ve epidermiste gümüşi-gri çıkıntılar şeklinde görülür. İleri evrelerde epidermis dokusu çatlar ve sporlar kahverengi toz halinde ortaya çıkar. Sap kırılması ve gelişmede gerilik meydana gelir. Kesme çiçeklerin estetik görünümü bozulur.
             
             
             Mücadelesi:
             Kültürel Tedbirler:
             - Sağlam anaçlardan çelik alınmalıdır.
             - Serada havalandırma iyi olmalıdır.
             - Sulama üstten değil, dipten yapraklara değmeyecek şekilde yapılmalıdır.
             - Fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır.
             - Serada bitkiler sık dikilmemelidir. Tele alınmalıdır.
             
             Kimyasal Mücadele:
             
             Etkili madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat)
             100 lt suya
             Captan %50 WP WP 250 g
             Cyproconazole 50g/l EC 60 ml
             Maneb %80 WP 200 g
             Oxycarboxin % 75 WP 75 g
             
             Begonyada Külleme Hastalığı (Oidium begoniae Putt.)
             Belirtileri:
             Hastalık bitkinin gövde, yaprak, yaprak sapı ve çiçekte görülür. Yaprakların üzeri önce fungusun misel ve konidilerinden oluşan hafif kirli beyaz bir örtü ile kaplanır. Daha sonra yaprak kahverengileşir ve kurur.
             
             
                     
             Mücadelesi:
             Kültürel Önlemler:
             
             - Temiz bitkilerden çelik alınmalıdır.
             - Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Özellikle üstten sulama yapılmamalıdır.
             
             Kimyasal Mücadele:
             
             Etkili madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat) 100 lt suya
             Dinocap 475 g/l EC 30-40 ml
             Kükürt WP 300-350 g
             Quinomethionate %25 WP 30 g
             
             
             7.2. SÜS BİTKİLERİ ZARARLILARI
             GÜL FİLİZ ARISI (Syrista Parreyssi Spinda)
             
             Tanımı:
             Ergin 20 mm. Boyda ve parlak siyah renklidir. Vücudun üst kısmında kirli sarı renkte üçgen biçimli leke vardır. Kanatlar sarımsı şeffaf ve duman rengindedir. Kanat damarları siyahtır. Larva fildişi renginde ve “S” şeklindedir. Abdomen sonunda kahverengi bir çıkıntısı vardır. Olgun larva 20 mm. uzunluktadır. Yumurtaları parlak saman sarısı oval şekildedir.
             
             Yaşayışı:
             Kışı olgun larva halinde gül sürgüsü içinde geçirir. İlkbaharda prepupa olur. Pupa devresi 10-15 gündür. Erginler açtıkları yuvarlak deliklerden bulundukları sürgünleri terk ederler. Mayıs ayı içinde uçuşan erginler bir yıllık gül sürgünleri içine yumurta koyarlar.İçine yumurta konan sürgünlerin uç kısımları derhal aşağı doğru sarkar ve bir iki gün içinde uçtan kurumaya başlar. Yumurtalar genel olarak 6-8 gün içinde açılırlar. Çıkan larvalar sürgün içinde özü yiyerek aşağı doğru inerler. Özü yenmiş sürgün içinde kışlarlar. Yılda bir kere döl verirler.
             
             Zarar Şekli ve Önemi:
             Larvaların bir yıllık sürgünlerin öz kısmında yaşar ve bu sürgünleri tamamen kuruturlar. Yumurta konan sürgün uçları bir iki saat sonra pörsür, aşağıya doğru bükülür ve solmaya başlarlar. Kuruma larvanın aşağı doğru ilerlemesine paralel olarak ilerler. Burdur ve Isparta bölgesi yağ güllerinde önemli bir zararlıdır.
             
             Konukçuları ve Yayılış Alanı:
             Konukçusu yağ ve süs gülleridir. Burdur, Isparta, Konya, Adana, Ankara, Afyon ve Diyarbakır’da zararı saptanmıştır.
             
             Sürveyi:
             Mayıs ortasından itibaren özellikle gençleştirme yapılan güllükler günaşırı incelenmelidir. Güllüklerden rasgele alınan en az 100 sürgünde zarar araştırılmalı ve % 5 zarar görmüş sürgün saptanan güllüklerde ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
             
             Mücadele:
             Kültürel Mücadele Güllüklerde kış temizliği yapılırken zararlının içinde kışladığı özü yenmiş kuru gül dalları özün bulunduğu kısımdan kesilerek hemen yakılmalıdır. Zararlı sürgün içinde yaşadığından kimyasal mücadele gereklidir.
             Kimyasal mücadele zamanı gençleştirme yapılmış güllüklerde % 5 zarar saptandığı zamandır. ( Mayıs sonu Haziran ortası)
             
             Etkili Madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat) 100 lt suya
             Azinphos-Methyl 25 W.P. 200 gr.
             Azinphos-Methyl 40 E.C. 100 cc.
             Methyl-Parathion 35 E.C. 100 cc.
             Dimethoate 20 E.C. 200 cc
             
             İlaçlama Tekniği:
             İlaçlama pülverizatör ile yapılmalıdır. Ergin çıkışı dikkate alınarak 1. ilaçlamadan 15-20 gün sonra 2. ilaçlama yapılmalıdır. Güllüklerin her tarafının özellikle sürgün uçlarının iyice ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.
             İlaçlama günün serin saatlerinde yapılmalıdır.
             
             Gül Filiz Burgusu (Ardis brunniventris)
             
             Tanımı:
             Ergin 5-6 mm boyunda siyah görünüşlü bir arıdır. Larva krem rengi olup 10-12 mm. boyundadır. Yumurtaları uzunca, elips şeklinde ve beyazdır.
             
             Yaşayışı:
             Erginler Mart sonu - Nisan başı uçuşmaya başlarlar. Yumurtadan 6-8 gün sonra çıkan larvalar sürgün ucundan içeriye girer ve sürgünün öz kısmını yemeye başlarlar. Mayıs’ın ilk yarısında olgunluğa erişen larva sürgün ucuna yakın yuvarlak bir delik açıp kendisini toprağa atar ve kışı geçirir. Erken ilkbaharda pupa olurlar. Yılda bir kez döl verirler.
             
             Zarar Şekli ve Önemi:
             Larvaları gül filizlerinin içinde yaşar.Sürgünlerin ucundan itibaren 3-15 cm kadar uzunlukta galeri açarak zarar verilir. Zarar gören sürgünlerin gelişmesi durur, aşağı doğru sarkar ve zamanla kurur.
             
             Konukçuları ve Yayılış Alanı:
             Yağ ve süs gülleridir. Yağ gülü yetiştirilen Burdur ve Isparta’da saptanmıştır.
             
             Sürvey:
             Mart ayının 2. haftasından itibaren 1 ay süre ile günaşırı yeni kurulan güllükler ve gençleştirme yapılan güllüklerin ilk yıl sürgünleri kontrol edilmeli ve 1-10 da Güllükte en az 100 adet sürgünde zarar yoğunluğu saptanmalıdır. Yani % 5 zararı saptanan güllüklerde ilaçlı mücadeleye geçilmelidir.
             
             Mücadele:
             Kültürel önlemler “Kış vurgunu” olarak adlandırılan zarar görmüş kuru dallar özün bulunduğu kısımdan kesilip yakmaktır.
             Kimyasal mücadele zamanı bölge koşullarına göre değişme gösterilebilir. Genellikle erginlerin ve ilk larva arazının görüldüğü Mart sonu Nisan ortasıdır.
             
             Kullanılacak İlaçlar ve Dozları:
             Etkili Madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (Prepareat)
             100 litre Suya)
             Methyl - Parathion 35 E.C. 100 cc
             Methomyl 25 W.P. 200 gr.
             Dimethoate 20 E.C. 200 cc
             Dimethoate 40 E.C. 100 cc
             
             İlaçlama:
             Ergin çıkışı dikkate alınarak 1. ilaçlamadan 15 gün sonra 2. ilaçlama yapılmalıdır. Güllüklerin her tarafının özellikle sürgün uçlarının iyice ilaçlanmasına dikkat edilmelidir. Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda ilaçlama yapılmamalıdır. Kullanılan ilaçların fitotoksitesi gözlenmelidir. Arılara, balıklara ve kuşlara zararlı olmamalarına, ayrıca su ve gıda maddelerine bulaştırılmamalarına dikkat edilmelidir.
             
             Solucanlar
             Toprak içerisinde hareketleri sırasında toprak kabarmasına ve özellikle fide köklerinin açıkta kalarak kurumasına neden olurlar.
             
             Mücadelesi:
             Fide yastıkları hazırlanmasında temiz toprak kullanılmalı, yoğun populasyonda ise endosulfan etkili madde ile toprak ilaçlanmalı.
             
             Salyangoz ve Sümüklü Böcekler
             Sert kitinimsi dilleri ile yaprakları törpüleyerek salyangozlar zararlı olurken, sümüklü böcekler ise hareketlerine yardımcı olan sümüksü maddenin kuruması ve sertleşmesi lekeler meydana getirerek zararlı olurlar. Özellikle bu görünüm süs bitkileri açısında istenmeyen bir durumdur.
             
             Mücadelesi:
             Toprak işleme bu zararlıların yumurtalarını yok edeceğinde savaşımda etkili olur. Gece ve kapalı havalarda etkili olan bu zararlıların toplanıp imha edilmesi de savaşımda etkili olmaktadır. İlaçlı mücadelede ise Metaldehit yada Methicarb etkili maddeler ile hazırlanacak zehirli yemler ile mücadele yapılır.
             
             Bahçe Kırkayaklıları
             Vücut silindirik, segmentli ve 12 çift bacaklıdır. Nemli hafif topraklarda ve tarla artıklarında yaşamlarını sürdürürler. Özellikle fide yataklarında ve sera koşullarında zararlıdırlar. Serada en çok aslanağzında zararlıdır. Soğanlı süs bitkilerinde zarar meydana getirirler.
             
             Mücadelesi:
             Toprağın işlenerek havalandırılması zararlı populasyonunu azaltır. Temas etkili bir insektisit ile toprak ilaçlaması özellikle soğanlı süs bitkilerinde önem taşır.
             
             Beyazsinek
             Ergin vücudu sarı renkli olup, beyaz renkli ve tek damarlı iki çift kanada sahiptir. Süs bitkilerin yaprak öz suyunu emerek zarar meydana getirir. Bitkide aldıkları sudan bulunan tatlı maddenin tümünü kullanamazlar, fazlasını dışarı salarlar ve üzerinde saprofit mantarlar gelişerek “Karaballığa” neden olurlar. Yılda 4-12 arasında döl verir. İç ve dış mekan süs bitkilerinde sık görülen bir zararlıdır.
             
             Mücadelesi:
             Temiz üretim materyali kullanılmalı. Bitkinin yetiştirileceği alan yabancı otlardan temizlenmeli ve bitki artıklarından arındırılmalıdır.
             
             Yaprak Bitleri
             Süs bitkilerin yaprak, gövde ve sürgünlerinde bulunurlar. Özellikle yeni sürgün ve yaprak altlarında toplu halde bulunurlar. Kanatlı ve kanatsı formda bulunabilirler. Beslendikleri bitkiye göre sarımsı yeşil, yeşil vb. gibi renklerde bulunabilirler. Süs bitkilerinde sık görülen bu zararlılar beslenmeleri sırasında gerek salgıladıkları zehirli ve uyarıcı bileşikler ile gerekse bitki öz suyunu emerek sararmalarına ve kurumalarına neden olurlar. Süs bitkilerinde yaprak deformasyonlar meydana getirerek pazar değerlerini düşürürler.
             
             Mücadelesi:
             Süs bitkileri yetiştirilen sahaların temiz tutulmasına, otsuz olmasına ve süs bitkileri arasına başka bitkilerin dikilmemesine dikkat edilmelidir.
             Haftada iki kez olmak üzere tesadüfen seçilen 100 yaprak veya sürgün kontrol edilir. Süs bitkisi türüne göre değişmekle birlikte bir yaprak veya sürgünde 10-25 adet yaprakbiti saptandığında ilaçlı mücadeleye geçilir.
             
             Kırmızı Örümcek
             Süs bitkilerin yaprak altlarında ördükleri ağlar arasında yavruları ve yumurtaları ile birlikte bulunurlar. Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Süs bitkilerinde sık görülen bu zararlılar da beslenmeleri sırasında bitki öz suyunu emerek sararmalarına, kurumalarına ve yaprakta emgi yerlerinde lekelenmelere neden olurlar. Süs bitkilerinde yaprak ağ ve kirlilik meydana getirerek pazar değerlerini düşürürler
             
             
                 
             Mücadelesi:
             Kimyasal mücadele önemlidir. Yaprakların her birinde ortalama 2-5 canlı birey görüldüğü an ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
             
             Tripsler
             Kirpik kanatlı olarak bilinen bu zararlılar süs bitki yapraklarında beslenmeleri sonucu renk açılmalarına ve lekelere neden olarak zarar yaparlar.
             
             Mücadelesi:
             Yoğun populasyonda mutlaka kimyasal mücadele yapılmalıdır.
                         
                         
             Kabuklu Bit ve Koşniller
             Vücudun üzerinde, bireyin kendisinin meydana getirdiği kabukla kaplı olması nedeni ile bu zararlılara kabuklu bit veya kabarık şişkin kabuklu ise koşnil adı verilmektedir. Bu zararlılar da iç ve dış mekan süs bitkilerinde bulunur ve bitkilerin öz suyunu emerek zayıf düşmelerine ve hatta kurumalarına neden olabilirler.
             
             Mücadelesi:
             Temiz bulaşık olmayan materyalle üretim yapmak çok önemlidir. Ancak yoğun bulaşmalarda ilaçlı mücadele yapmak zaruridir.
             
             7.3. SÜS BİTKİLERİNDE ZARAR YAPAN NEMATODLAR
             Nematodlar iğneleri vasıtasıyla sokup, bitki özsuyunu emerek zarar yaparlar. Köklerde ur, saçak ve küt kök oluşumuna neden olurlar. Bitki besin ve su alamaz. Ağır bulaşık bitkiler ölürler.
             Mücadelesinde, iç ve dış karantina önlemleri, bitki münavebesi, sıcak su uygulaması gibi yöntemler ile nematositlerle boş alan ilaçlamaları ve son yıllarda geliştirilen sistematik nematositler kullanılır. Son yıllarda biyolojik mücadele çalışmaları artmış olup, özellikle bitki paraziti nematodlara karşı yeni biyolojik preparatlar geliştirilmeye başlanmıştır.
             
             Fidanlıklar:
             Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Çayır nematodları (Pratylenchus spp.), Böbrek nematodları (Rotylenchulus spp.),Bodurlaştıran nematodlar (Tylenchorhyneluıs spp),
             
             Soğanla üretilen çiçekler:
             Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Çayır nematodları (Pratylenchus spp.), küt-kök nematodları (Trichodonus spp.), Kamalı nematodlar (Xiphinema spp.).
             
             Çalılar:
             Soğan-sak nematodu (Ditylencus dipsaci), Çilek nematodu (Aphelenchoides fragaria), Krizantem nematodu (A. ritzemabosi), Kök-ur nematodları (Meloidogyne spp.), Böbrek nematodları (Rotylenchulus spp.), Bodurlaştıran nematodlar (Tylenchorhynchus spp), 
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Kasım 12, 2007, 09:24:10 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #5 :»

SÜS BİTKİLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİNİN GENEL DURUMU VE ÖNEMİ       


Dünyada süs bitkileri üretim ve ticareti artan bir ölçüde gelişmektedir. İnsanların çiçek sevgisi her zaman güzellik, sevgi ve dostluk ifade etmiştir. Türk insanının da çiçeğe karşı özel bir sevgisi vardır. En güzel çiçekleri evinin bahçesinde balkonunda yetiştirmek ister. Çiçekleri yetiştirirken günlük sorunlardan uzaklaşır.
             Günümüzde çiçek artık sadece süs değil, para kazandıran, gelir getiren bir tarım faaliyetidir. Dünyada da pek çok ülke bunun farkına varmış ve çiçekten para kazanır duruma gelmiştir. Afrika ülkeleri açlıktan, Güney Amerika’da Kolombiya uyuşturucu ticaretinden çiçek yetiştirip satarak kurtulmaya çalışmaktadır. Kolombiya’nın yıllık çiçek satışından geliri 500 milyon doları aşmıştır.
             İsrail çölde çiçek yetiştirip satarak 200 milyon dolar gelir sağlamaktadır. Hollanda tüm Avrupa ülkelerine çiçek satmaktadır.
             
             
                     
             Türkiye’de de süs bitkisi üretimi ve ticareti hızla gelişmektedir. Süs bitkisi ihracatı 17-19 milyon doları bulmuştur. Türkiye’de süs bitkisi üreticisinin eline geçen para 1998 yılında 70-80 milyon dolardır. Bunun yarısı kesme çiçek üreticilerine, diğer yarısı da iç ve dış mekan süs bitkisi üreticilerine gitmiştir. Türkiye’de 6-7 bin çiçek üreticisi, 10 binden fazla çiçekçi esnafı bulunmaktadır.
 Buradan da anlaşıldığı gibi çiçek yetiştirmek de meyve sebze ve hububat gibi para kazandıran tarımsal bir koldur. Süs bitkileri alıcısı, satıcısı ve tüketicisi olan tarımsal sektördür.
             
             1.1. Süs Bitkileri İşletmeleri
             
             Ülkemizde süs bitkileri işletmeleri, küçük aile işletmeleri olduğu gibi ihracata yönelik büyük işletmelerin de bulunduğu sektördür. Süs bitkisi üretimi sebze üretiminde olduğu gibi
             • Çok iş gücü gerektirir.
             • Küçük arazileri en iyi şekilde değerlendirir
             • Az yatırımla aile bireylerine iş olanağı yaratır.
             • Aileye gelir sağlar.
             Günümüzde aile işletmelerinin yapısı yavaş yavaş değişmekte olup daha fazla yatırım, alt yapı ve teknik bilgilere dayalı işletme olmaya yönelik gelişme göstermektedir. Süs bitkileri üreticileri 50 yılı aşan süredir örgütlenmiş ve ürünlerini çiçekçilik kooperatifi aracılığı ile pazarlamaktadırlar. Özellikle Yalova Antalya ve İzmir’den ihraç edilen Türk çiçekleri kalitesi ile dünyada aranan çiçekler arasında yer almıştır. Çünkü Türkiye iklim ve toprak yapısı bakımından çiçek yetiştirmeye en uygun ülkelerden birisidir.
             
             
                         
             1.1. Süs Bitkilerinin Sınıflandırılması
             Doğada bulunan veya tarla ve seralarda yetiştirilebilen bütün bitkiler değişik yerlerde ve değişik amaçlar için süs bitkisi olarak kullanılabilir. Daha iyi anlaşılması açısından bunları 4 bölümde toplayabiliriz :
             1. Kesme çiçekler
             2. İç mekan süs bitkileri
             3. Dış mekan süs bitkileri
             4. Doğal çiçek soğanları
             
             1. Kesme Çiçekler
             Buket, sepet, çelenk yapımında kullanılan bitkilerdir. Karanfil, Gerbera, Kesme Gül, Kasımpatı, Glayöl gibi genellikle uzun saplı çiçeklerdir. Dünya da ve Türkiye de ticareti en fazla yapılan çiçeklerdir. Serada veya tarlada yetiştirilirler .
             Kesme çiçekler kendi aralarında üçe ayrılır:
             1. Soğanlı, rizomlu kesme çiçekler (Lale,Glayöl, Frezya)
             2. Aşı veya çelikle çoğaltılan kesme çiçekler (Gül, Karanfil)
             3. Tohumdan üretilen kesme çiçekler (Şebboy, Aster, Hüsnüyusuf)
             
             
         
             
             2. İç Mekan (Saksı-Salon) Süs Bitkileri
             Salon, oda ve büro gibi iç mekanların dizaynında kullanılan bitkilerdir. Yaprak güzelliği, dekoratifliği veya çiçek özellikleri için yetiştirilir. Deve Tabanı, Kauçuk, Fil Kulağı, Aralya, Şeflera, Afrika Menekşesi , Onbiray vb. gibi binlerce bitkiyi bu grupta kullanabiliriz.
             
             
   
             3. Dış mekan (Park-Bahçe) Süs Bitkileri
             Bu grupta park ve bahçe düzenlemesinde kullanılan ağaç, ağaççık, sarılıcı, tırmanıcı çim ve yer örtücü bitkilerle çiçekleri gösterebiliriz. Bu bitkiler park ve bahçelerde , yol ağaçlamalarında, refüjlerde, yeşil veya renkli yaprakları, çiçekleri, meyveleriyle etki yaratırlar.
             
           
             
       
             
             4. Doğal Çiçek Soğanları
             Türkiye’nin doğası bitki çeşidi bakımından çok zengindir. Sadece ülkemizde yetişen ve ülkemiz orijinli bir çok endemik bitki türleri vardır. Kardelen, Safran, Sıklamen ve Göl Soğanı kanuni izinler alınarak doğadan sökülerek yurtdışına ihraç edilmektedir. Ancak bunların doğal dengeyi bozmamaları için tarlada yetiştirilmesinde fayda vardır. Örnek olarak Mis Zambağı (Lilium candidum) gösterilebilir.
             
             
                         
             1.3. Süs Bitkileri yetiştirme Alanları
             Süs bitkileri genel olarak cam veya plastik örtülü seralar, büyük tarlalar veya küçük arazilerde yetiştirilebilirler. Eğer iç mekan süs bitkisi yetiştirilecek ise ısıtma sistemi iyi olan plastik veya cam seralar kullanılır. Kesme çiçek yetiştirilecek ise özellikleri iyi olan tarlalar veya bu tarlalar üzerinde kurulmuş seralar gerekir. Kesme çiçek yetiştirilecek olan tarla veya sera toprağının süzek, verimli ve taban suyu derinde olmalıdır. Dış mekan süs bitkisi yetiştirilecekse de aynı durum gerekmektedir. Toprak drenajı iyi olmalı, verilen fazla su akıp gitmelidir. Dış mekan süs bitkisi yetiştirilecek olan yerlerde torbalama için toprak temini kolay olmalıdır. Çünkü dış mekan bitkilerinin çoğu teneke ve torbalarda yetiştirilir
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Kasım 12, 2007, 09:25:01 am
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #6 :»

DOĞAL ÇİÇEK SOĞANLARI       

 
Doğal çiçek soğanları adı ile tanınan bitkilerin bilim dilindeki ismi “geofit”tir. Geofit, soğan, yumru ve rizom gibi özelleşmiş toprak altı organlarında gıda maddesi depo eden otsu bitkilere verilen isimdir.
             Ülkemiz, Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumundan dolayı bitki türü açısından oldukça zengindir. 9500 civarında bitki türü arasında yer alan geofitler, yüzyılı aşkın bir süreden beri yurt dışına ihraç edilmekte ve bu talep giderek artmaktadır. Talebi doğuran sebepler şunlardır:
             • Doğal soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkiler yeni çeşitlerin elde edilmesi, hastalıklara dayanıklılığı artırma gibi konularda ıslah materyali olarak kullanılmaktadır.
             • Bu bitkiler genellikle geç sonbahardan ilkbahara kadar kış aylarında ayları boyunca çiçeklenirler. Bu durum, kışın sınırlı olan çiçek çeşitliliğinin artmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda baharın yaklaşmakta olduğunun müjdesini de vermektedir.
             • Geofitlerin bazılarının tıbbi bitki olma özellikleri bulunmaktadır.
             Türkiye’den ihracatı yapılan türlerin sayısı yaklaşık 20 olup bunların en önemlileri;
             Galanthus elwesii (Toros kardeleni)
             Galanthus woronowii (karadeniz kardeleni)
             Eranthis hymalis (Sarı kar çiçeği)
             Anemane blanda (Yoğurt çiçeği)
             Leacojum aestivum (Göl soğanı)
             Cyclamen hederifolium
             Cyclamen coum
             Cyclamen cilicium’dur.
Doğal çiçek soğanları ihracatından yılda ortalama 2-2.5 milyon dolarlık gelir elde edilmektedir.
             Ülkemizde dört firma aracılığı ile ihraç edilen doğal çiçek soğanlarının doğadan söküm işlemi yöre köylüleri tarafından yapılmakta, sökülen soğanlar sırasıyla köy toplayıcıları, mahalli toplayıcılar ve bölge temsilcilerine geldikten sonra ön depoda gerekli temizlik ,yıkama ve kurutma işlemleri yapılarak çeşit ve menşei kayıtları tutulduktan sonra ihracatı firmaya kontenjanları karşılığında teslim edilmektedir. Firmalar aldıkları soğanları kendi ana depolarına getirip, gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra ihraç etmektedirler.
             1. Leucojum aestivum (Göl soğanı)
             2. Galanthus elwesii (Toros kardeleni)
             3. Sternbergia lutea (Karaçiğdem)
             4. Arum italicum (Yılan fıstığı)
             5. Geranium tuberosum (Deve tabanı)
             6. Anemone bland (Yoğurt çiçeği)
             7. Cyclamen hederifolrum
             8. Cyclamen coum
             9. Cyclamen cilicium
             10. Fritillaria persica (Adıyaman lalesi)
             11. Fritillaria imperialis (Ağlayan gelin)
             12. Eranthis hyemalis (Sarı kar çiçeği)
             13. Lilium candidum (Mis zambağı)
             14. Dracunculus vulgaris (Yılan bıçağı)
             
             
             
             
             Doğal çiçek soğanları, hızlı şehirleşme ve sanayileşmenin yanı sıra bazı yıllarda yapılan aşırı sökümler nedeniyle azalmış ve hatta Galanthus, Cyclamen ve Sternbergia cinsleri nesilleri tehlike altındaki bitkiler grubuna girmişlerdir. Bu durumu önlemek amacıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 1989 yılında doğal çiçek soğanlarının sökümü, üretimi ve ihracatı konularında bir yönetmelik çıkarılmıştır. Yönetmelik 1991 ve 1995 yıllarında yeniden düzenlenmiştir. Bu yönetmelikle birçok doğal çiçek soğanının ihracatı yasaklanmıştır. İhracatına izin verilenlere de doğadan toplama ve üretim kontenjanları getirilmiş ve ihraç edilecek soğan büyüklükleri belirlenmiştir. Yönetmeliğe göre ihracatı yapılan doğal çiçekler 3 ana başlık altında değerlendirilmektedir. Bunlar;
             • İhracatı üretimden serbest olan doğal çiçek soğanları
             • İhracatı kontenjanla veya başka herhangi bir kayıtla sınırlandırılan doğal çiçek soğanları
             • Doğadan toplanarak ihracatı yasak olan doğal çiçek soğanları
             
             Doğal çiçek soğanlarının tahribatını önleme ve konu hakkında geniş halk kitlelerini aydınlatma amacıyla yapmamız gereken şunlardır.
             • Sökücüler ve toplayıcılar konunun önemi hakkında bilgilendirilmelidir.
             • Doğadan toplama yerine üretme çalışmalarına hız verilmelidir.
             • Doğadan sökümlerde münavebe uygulanmalıdır.
             • Sökümlerde elek altı materyalin (satış boyunun altındaki küçük soğanlar) sökülen soğan içindeki oranın sayı olarak 5-10’u aşmamasına dikkat edilmelidir.
             • Söküm tarihinin bitkilerin tohumlarının olgunlaşıp döküldükten sonra olmasına dikkat edilmelidir.
             • Üretim konusundaki bilimsel çalışmalar artırılmalıdır.
             • Doğal çiçek soğanlarının tarım arazilerinde üretilmeleri konusunda çiftçilere destek verilmelidir.
             • Üretimi yapılabilen geofitlerin doğadan sökülmeleri tamamen yasaklanmıştır
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Aralık 17, 2007, 12:47:31 pm
Co-Admin
*
Üye No: 24
Mesaj Sayısı: 1678
Nerden: ben seni unutmak için sevmedim
Karizma: 14
emeğe saygı bir mesajda siz atın

WWW
Offline
« Yanıtla #7 :»

Pratik Saksı Çiçekleri Bakımı       

Tarih boyunca insanlar hep tartışmışlar, ama bir türlü sonuca varamamışlar; tavuk mu yumurtadan yoksa yumurtamı tavuktan olur. Şimdi  yeni bir tartışma konusu daha. Güzel gören mi güzel düşünür yoksa güzel düşünen mi güzel görür.

Bunun sonu nereye varır bilmem ama sağlıklı bir çevrede yaşayan, güzel bir çevrede yaşayan insanlar herhalde psikolojik olarak sağlıklı ve mutlu olurlar. Karmaşık ve stresli şehir yaşantısı içerisinde insanlar  bunu  başarabilmeleri için çok fazla seçenekleri yok. Birincisi dış çevresini koruyarak temiz tutarak, varsa aykırı davranan insanları uygun bir lisanla uyararak katkıda bulunmak. İkincisi yaşadığı ve çalıştığı mekanlarda süs bitkisi yetiştirerek katkıda bulunmak.

Gerek iç mekan bitkileri gerekse dış mekan bitkileri üretimi ve yetiştiriciliği ihtisas isteyen konular olduğundan herkesin bilmesi gereken hususlar değil. Ancak asgari bakım şartlarını herkes bilebilir. Ben de bu yazımda sizlere iç mekan bitkilerinin bakımı ile ilgili pratik ve kolay uygulanabilir bilgiler vereceğim.

İç mekan bitkileri genellikle yarı gölgeye dayanıklı, oda sıcaklığında yaşayabilen, sıfırın altındaki sıcaklara dayanamayan bitkilerdir. Bu bitkileri satın alırken ışık ve ısı istekleri sorulmalı ve ona göre bir köşeye yerleştirilmeli. Işık durumuna göre yapraklar hep aynı yöne yöneleceğinden zaman zaman  saksıların çevrilmesi görüntü ve dengeli büyüme açısından gereklidir. Aksi durumda bitki tek taraflı büyür ve yamulur.

İç mekanlara yağmur yağmadığından zamanla yapraklar tozlanır. Stomaların üzeri kapanır. Bunu  önlemek için ya uygun bir şekilde yapraklar silinir veya sisleme şeklinde bitkiye yapraklardan su verilir. Bu şekilde yaprakların temizlenmesi sağlanır. Yapraklarına fazla su istemeyen bitkilerde dikkatli olmak gerekir aksi taktirde yapraklar çürür.

Genellikle yapılan yanlışlardan birisi bazı özel bitkiler hariç- saksı altlığında dolu vaziyette su bırakmak. Bu durumda bitki kök bölgesinde toksik maddeler oluşmaktadır. Bu toksik maddeler bitki sağlığını olumsuz etkilemekte ve hatta ölümüne sebep olmaktadır. Bir başka etkisi de bitki kök çürümesine sebep olmaktadır ki buda bitkiyi öldürmektedir. Yine kapalı döngü içersinde buharlaşan ve bitki tarafından kullanılan suyun yerine ilave edilen suyla bir miktarda tuzda verildiğinden ve tuzun buharlaşamaması nedeni ile saksı toprağı zaman içerisinde tuzlanacaktır buda bitkiye toksik etki yapacaktır. Bütün bu olumsuz etkileri önlemek için    benim önerim saksı altlığına ağzına kadar çeşitli renklerdeki çakıl taşları ile doldurmak en pratik çözümdür. Belli aralıklarla çakıllar yıkanmak sureti ile temizlenebilir.

 Saksı bitkiler için çok önemlidir. Bitki boyutuna, şekline ve kök yapısına göre saksı seçilmeli. Saksıya koyacağımız toprak o bitkinin her şeyi olacağı için çok önemlidir. Su tutma kapasitesi yüksek su geçirgenliği iyi orta bünyeli topraklar tercih edilmeli. Karışım içerisinde hayvan gübresi olmamalıdır. Zira kapalı mekan koku yapacağı gibi sinek ve diğer parazitleri davet eder.

Bitkiye "günde üç defa tok karnına" der gibi şu periyotlarda su verilir denilemez. Mutlaka gözlenmeli, elle kontrol edilmeli. Şayet nemli değil isi yeteri kadar su verilmelidir. Gereksiz sulamadan kaçınılmalıdır. Çünkü toprak zaten mahdut olduğundan yıkanır. sonuçta mineral ve besin maddeleri bitki faydalanamadan erken tükenir.

Beslenme yönünden değişik bitkilere farklı yöntemler uygulansa da genellikle iç mekan bitkilerinin belirli bir formda kalması istenir. Bitkinin azmanlaşıp büyümesi arzu edilmez. Ona göre canlılığını sağlayacak periyodik olarak bitkisine uygun karışımda gübre vermek gerekir. Mesela çiçekli bitkilere fosforlu, yapraklı bitkilere azotlu karışımlar önerilir.

Mümkünse her yıl saksıların toprağı değiştirilip kök budaması yapılır, aynı zamanda gerek duyulursa tepe budaması da yapılır ki sağlıklı ve formlu bir bitki elde edilmiş olsun.

Çiçekleri ile konuşan insanların çiçekleri güzel olur derler. Doğru söylerler . çünkü çiçekle konuşan insan çiçeği seviyor demektir. Ve ancak çiçek seven insanlar çiçeğe gereği gibi bakar. Onunla konuşurken eksiğini görür hisseder, kuruyan yaprağını alır. Sonuçta konuştukça çiçek güzelleşir.

Gönlümüzü çiçeklere dolayısı ile güzelliklere açalım.

 
Logged

allah cc gülleri yakanızı bırakmasın

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Şeftali Yetiştirciliği Şeftali Yetiştiriciliği dilhüba 0 694 Son Mesaj Ocak 28, 2009, 03:48:31 pm
Gönderen: dilhüba
Lif bitkileri ve yağ bitkileri ders notları Duyurular tarimadmin 0 1022 Son Mesaj Temmuz 04, 2009, 10:41:17 pm
Gönderen: tarimadmin
örtü altı yetiştirciliği Örtü Altı Yetiştiriciliği dilhüba 1 1315 Son Mesaj Temmuz 22, 2009, 06:22:49 pm
Gönderen: dilhüba
örtü altı karpuz yetiştirciliği Örtü Altı Yetiştiriciliği dilhüba 0 2400 Son Mesaj Temmuz 22, 2009, 06:24:14 pm
Gönderen: dilhüba
örtü altı sebze fidesi yetiştirciliği Örtü Altı Yetiştiriciliği dilhüba 1 3021 Son Mesaj Şubat 14, 2010, 06:30:00 pm
Gönderen: ahmetaydin
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Site Haritası Sitemap
|Site Map2|Sitemap3 | Arşiv |Tag | Rss

Tema çöl ateşi(rallyproco)-Düzenleyen Ziraat Mühendisi Mustafa Adnan TOY

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.287 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu

Ege Tarımının Kalbi